Türkiye’de Terör Riski Analizi 1

Türkiye son 40 yılını önemli terör olaylarına maruz kalarak geçirmiştir. Bu süreç çok gözyaşı, kanlı ve kavgalı olmuştur. Bu sürecin Türk toplumuna maliyeti sosyal, ekonomik ve siyasal olarak da bir hayli fazladır. Çoğu defa ‘iç geçirdiğimiz kayıp yıllarımız’ da önemli ölçütte bu döneme tesadüf etmektedir. Bugün Türk insanının elde ettiği bir kısım kalkınma atılımları ve kazanımları, kavgalarımızın kısa aralıklarla durduğu, adeta devre arası molaları diyebileceğimiz zaman aralıklarına sıkıştırılmıştır. Bu aralıkların uzatılması, verimliliğin arttırılması ve Türk insanının tüm akıl, kalp enerjisi ve becerisinin ülke insanının gelişmişliğine adanabilmesi Türkiye’nin önündeki en önemli hedefidir.

‘Türkiye’nin deneyimlerinden öğrenebilme yeteneği var mı?’ sorusu çok kuşkulu ve kaygı verici bir cevap çetelesi oluşturmaktadır. Bu durum adeta her defasında gördüğümüz, muz kabuğuna basıp düşen ve bu durumun tekerrürü halinde her defasında çaresizlik içerisinde ‘hay Allah yine düşeceğim’ teslimiyetini anımsatmaktadır. Bu kaygıları haklı kılacak sebeplerimiz de bir hayli fazladır. Zira sağ-sol çatışmalarıyla başlayan terör olayları, kısa bir devre arasından sonra etnik terör ve din istismarına dayalı terör olaylarıyla devam etmiş ve 2000’li yıllara kadar gelmiştir. Son yıllarda yaşanan sükunet ortamının tekrar bozulabileceği ihtimali bizleri bir hayli kaygılandırmakta ve bu kaygılarımızı arttırıcı açıklamalar ise bizzat güvenlikten sorumlu önemli kişilerden gelmektedir.

Peki gerçekten de durum bu kadar vahim midir ve tekrar yoldaki muz kabuğunda kaymak talihsizliği ile karşı karşıya mıyız?

Bu sorunun doğrudan ‘evet’ veya ‘hayır’ yalınlığında yanıtlanması kestirme ve ucuz bir yaklaşım olacaktır. Son günlerde meydana gelen terör olayları belirli kuşkuları arttırmakta ve bizleri ‘acaba yine o talihsiz günlere mi gidiyoruz?’ dedirtmektedir.

Ancak bugün eski günlerimizden biraz daha farklı bir noktadayız. Öncelikle ‘eski karanlık şiddet ortamına doğru yol mu alıyoruz?’ kaygısını çok derinden yaşama yerine daha rasyonel veriler ışığında günümüzde karşı karşıya bulunduğumuz durumu anlamamız gerekmektedir. Buna kısaca ‘durum tespiti’ de diyebiliriz.

PKK (Son yıllarda ismini sürekli değiştirmekte) terör örgütü 1980 öncesini dışarıda bıraktığımızda üç temel strateji uygulamıştır:

Bunlar 1984-89 arasında yerel halka karşı yoğun terör; 1989-1995 arası devlet güçlerini hedef alma ve gerilla aşamasına geçme çabaları; üçüncü aşama ise 1995-1999 arasında bölge dışı, özellikle büyük kentlerde yoğun terörü uygulama şeklindedir.

Bu dönemler örgütün lideri terörist Abdullah Öcalan’ın yakalanmasına kadar olan ve Öcalan’ın örgüt üzerindeki mutlak hakimiyetini ifade eden süreçlerdir. PKK terör örgütü 1984-1999 arasındaki stratejilerinin sadece birinci aşamasında nispi bir başarı elde etmiştir. Yoğun terörün uygulandığı ilk dönemde bölge halkı üzerinde önemli ölçütte baskı kurulmuş, halk yıldırılmış ve sindirilmiştir. Ancak terörden gerilla aşamasına geçmeyi denediği ikinci dönemde örgüt hem güvenlik güçleri karşısında büyük kayıplar vermiş, hem de halka karşı uyguladığı seçici yumuşak yaklaşım politikasında başarısız olmuştur. Kısacası bir gerilla örgütünün sahip olması gereken, halka, toprağa ve yeterli kısmi meşruiyete ulaşamamıştır. Bu başarısız dönem PKK terör örgütünün tekrar yoğun terör stratejisini benimsemesine yol açmıştır. Bu defa hedef metropoller olmuştur. Ancak örgüt gerek istihbarat birimlerinin ve gerekse de güvenlik güçlerinin proaktif önlemleri ve hizmetleri çok başarılı bir şekilde uygulaması sonucu hedeflerine ulaşamamış ve “büyük şehirleri kana bulayacağız” söylemini gerçekleştirememiştir. Burada büyük kentlerde yaşayan ve örgütün destek beklediği Kürt kökenli vatandaşlarımızın örgüte, örgütün beklediği desteği vermemiş (terör örgütünün hedef kentlerdeki Kürt kökenlilerden büyük bir destek beklentisi vardı) olmasının da terörü önlemede büyük payı vardır.

PKK terör örgütü terörist Öcalan’ın yakalanması sonrasında ise daha karmaşık bir süreç yaşamaktadır. Terörist Öcalan’ın yakalanmasını müteakip bir kısım ümitsizliğe ve tükenmişliğe dayalı intihar eylemleri girişiminde bulunan örgüt, daha çok Kuzey Irak’taki ‘güvenli bölge’de toplanmış ve eylemsizlik dönemine girmiştir. Bu süreçte bir yandan siyasallaşma girişimlerini arttıran örgüt, diğer taraftan ise liderlik tartışmalarına sahne olmuştur. Örgütün üzerinde terörist Öcalan hala önemli bir etkiye sahip ise de, PKK terör örgütünden kopmalar yaşanmıştır ve önümüzdeki süreçte de bu kopmalar devam edecektir. Örgüt içerisindeki en önemli kavga, şiddet kullanarak sonuca gideceklerine inananlar ile şiddetin dönemini doldurduğunu ve başta siyasallaşma olmak üzere başka yöntemlere ağırlık verilmesini savunanlar arasında yaşanmaktadır. Bu süreç her iki görüş sahiplerinin de uzun yıllar mücadelesine sahne olacaktır.

PKK örgütünde yoğun terörü devam ettirme yanlılarının en önemli çıkmazı argümanlarının kendileri açısından da değerini yitirmiş olmasıdır. Zira bu görüş sahipleri, dağlarda uzun dönemdir atıl kalan ve hareketten uzaklaşan teröristlerin bir an önce ‘kokuşmasının’ önüne geçebilmek kaygısıyla yoğun teröre tekrar dönmeyi amaçlamaktadırlar. İkinci nedenleri ise terörün, terör örgütü üyelerinin bir yaşam tarzı haline gelmiş olmasıdır. Bu iki neden de terörün, terörizm propaganda alanını genişletmesi bakımından yeterli değildir. İşte bu yetersizliğin farkında olan terör örgütü yetkilileri tahrik gücü yüksek, anlamlı saldırılar yapmak suretiyle devlet güçlerini ölçüsüz güç kullanmaya veya hırçınlaşmaya itmek peşindedirler. Terörle mücadelede olması gereken, veya olmazsa olmaz kuralı burada tekrar hatırlatmakta yarar vardır ‘kural koyan siz olunuz, vahşette ve şiddette teröristle yarışılmaz’. Bu açıdan konuya bakıldığında terörün büyümesi, terörle mücadele aktörlerinin alacağı önlemlerle de yakından ilişkilidir. Bu alanda yapılması gerekenler başka bir yazıda ayrıca ele alınacaktır, şimdilik terör analizine PKK’nın yeni stratejileri açısından devem edelim.

PKK terör örgütünün, Öcalan davasının AHİM sürecini müteakip iç kamuoyuna yönelik mesajlar verme eğiliminde olduğu da anlaşılmaktadır ki bu, terör örgütünün şiddet kullanımındaki üçüncü nedenini oluşturmaktadır. Bu bağlamda örgüt sınırlı ve seçici şiddet kullanmayı tercih etmektedir. Örgütün bu yönde eylemlerini yapanların daha çok birinci gruptakiler ile ikinci gruptakiler arasından çıktığı söylenebilir. Bu eylemlerin temel amacı ise Türkiye’yi, ‘aba altından sopa göstermek suretiyle’ Öcalan ve örgüt lehinde bir kısım tasarruflara yönelmektir. Terör örgütünün böyle bir stratejiyi uygulaması ve sürdürmesi halinde, inisiyatif üstünlüğünü elinde bulundurması söz konusudur. Bunun da önüne geçmek mümkündür, ancak Türkiye’deki her kesimin öncelikle terörden yararlanma veya terörü bir malzeme olarak kullanma eğiliminden uzak durması gerekmektedir.

Sonuç olarak, Türkiye’de terörün tekrar önemli bir sorun olması konuyla ilgili aktörlerin yapacakları doğru ve yanlışlarla da doğrudan ilgilidir. Dolaysıyla PKK konusunun soğukkanlı, rasyonel analizlerle ortaya konulması, durum tespitinin mutlak surette yapılması gerekmektedir. Ancak bu saptamalar ışığında geliştirilecek politikalar ve önlemler ülkeyi tekrar acı tecrübelere dönmekten uzak tutacaktır. Umarız terör ve terörizm konusunda eski deneyimlerimizi günümüze taşır ve doğru kararlar vermek suretiyle geleceği daha başarılı kılabiliriz. Türkiye’nin yapması gerekenler konusunda tekrar beraber olacağız, şimdilik söylenecek olan terörle mücadelede tüm zamanların en tecrübeli ve şanslı konumuna sahip ülkemizi bir bardak suda boğulmaya mahkum etmeyelim. Kaynak: İhsan Bal

Haberi Yayınla

Yorumlar

  1. November 27th, 2008

    bölüp kardeşi kardeşe salanların avradını.yurdu yıkmak için savaşa girenlerin avradını .onlar ne isterler bizden kuşkumuz yok hüriyetimizden ;kürdü türkten türkü kürtten bölenlerin avradı .türkler olmazlar adettiz islam olmaz ibadetsiz asker vurup şahadetsiz kıran pkkanın avradını.
    .

  2. December 8th, 2008

    bu pkknı anasını avradını ermeniler siksin ermenilerin anasını avradını amerikalılar siksin amerikalıların ansını avradını avruplılar siksin avrupanın anasını avradını …….. siksin(siz koyun ne koyarsanız)

Yorum Bırak

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture.
Anti-spam image

ISTILA - KITAP
KURTLESEN TURKLER - KITAP
KURTLESEN TURKLER - KITAP