Kürtler artık özerklik istiyor

Alın size açılım: PKK’lılar artık açıkça federasyon istiyor

Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’in açıklamaları Kürt Açılımının Türkiye’yi nereye getirdiğini çok açık bir şekilde gösterdi. Önce Baydemir’in söylediklerini bir hatırlayalım:

“Demokratik müreffeh bir Türkiye nasıl olacak? ‘Özerk Doğu Karadeniz’ olacak, ‘Özerk Orta Karadeniz’ olacak, aynı zamanda ‘Demokratik Türkiye’, ‘Özerk Kürdistan’ olacak. ‘Demokratik Özerklik Projesi’nde TBMM var, olmaya da kesinlikle devam edecektir. İstiklal Marşı, Türkiye’de okunmaya devam edecektir. Türk Bayrağı Türkiye’de dalgalanmaya devam edecektir, buna da hiçbir itirazımız yok. Türk Bayrağı’nın yanında, Türkiye bayrağının yanında, benim dedelerimin hepinizin dedelerinin de katkısı ile ödemiş olduğu bedelle elde edilen ve şu an asılan bayrağın yanında elbette ki Kürt halkının da yerel renkleri bayrağı da gökyüzünde olacaktır. Belediye binamızın önünde ay- yıldızlı Türk bayrağımızla, sarı kırmızı yeşil bayrağımız dalgalansa ne olur.”

Açılımın başından beri, hatta AKP iktidarının Kürtçülüğe özgürlük tanıyan bütün uygulamalarında TÜRKSOLU olarak hep şunu söyledik, Kürtçülüğe özgürlük tanımak PKK’yı zayıflatmaz, aksine güçlendirir.

Üstelik bu sadece AKP’nin görüşü değildi. Türkiye’de liberallerinden Fethullahçısına, komprador solundan 2. Cumhuriyetçisine bütün ihanet cephesi aynı teraneyi yıllardır söylüyor: “Açılım yapalım, Kürtlerin makul isteklerini karşılayalım, PKK’nın örgütlenme olanağını ortadan kaldıralım.”

Üstelik sadece ihanet cephesi değil, AKP karşısında yer alan Doğan medyasının kalemşorları de aynı propagandayı yıllardır sürdürdüler. Dediler ki, Kürtleri de bir dinleyelim. Onları anlayalım.

Hatta ve hatta Atatürkçü gazete olarak bilinen Cumhuriyet gazetesi de yıllardır BDP’nin yasal bir parti olarak PKK’dan farklı olduğu, silahlı terörün bitmesi için BDP’ye yasallık tanınması gerektiğini söylüyor.

Baydemir’in bu açıklaması bütün bu tezleri çürüttü. Bütün bu propagandaların ne kadar yanlış olduğunu ortaya koydu.

İnegöl’de Türk’e provokatör diyenler Baydemir’e karşı ne kadar da anlayışlı!

Bir vurdumduymazlık yayılmaya çalışılıyor. Deniyor ki, “Baydemir’in açıklamaları iyi oldu. En azından açıkça fikirlerini öğrenmiş olduk. Türkiye özerklik dahil her şeyi tartışabilmeli.”

Bu görüşleri Doğan medyasının liberal kalemşorlarından duymak normal diyelim, ama Türkiye’de kimi saf Atatürkçülerimiz o çok sevdiği Cumhuriyet gazetesinde duymak vahim. Bakın Ali Sirmen ne diyor Baydemir’in açıklamaları için:

“Bazen, kimi davranış ve talepler size sempatik gelmese bile doğruyu dile getiriyorlarsa, yararlı ve takdire şayandırlar.

Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, önceki gün Türk bayrağının yanında Kürt bayrağının da dalgalanacağı özerk Kürdistan istediğini, dobra dobra söylemiş,

Bravo Sayın Baydemir; işte doğru olan budur.

Eğer Kürt sorununun varlığını kabul ediyorsak, oturup konuşacağız, tanımı konusunda anlaşacağız.

Öyle ya bir Kürt sorunu var olacak, ama tanımı yapılmayacak, olur mu böyle şey?”

Şimdi Ali Sirmen’e ya da herhangi bir Cumhuriyet okuru ya da yazarına sorsanız Turgut Özal’a karşı mısın diye tabii ki karşıyım diyecektir. Ama Ali Sirmen’in şu yukarıda söylediklerinin Özal’ın yıllar önce “Federasyon dahil her şey tartışılabilmeli” sözünden farkı var mı?

Yok…

İşte Türkiye’nin geldiği nokta. Atatürkçü bilinen yazarlar Özal’larla aynı çizgiye gelmiş. Bir PKK’lının özerkliği savunmasını yadırgamıyor, hatta dürüst davrandığı için kutluyor.

Ancak vahim olan, Atatürkçü bilinen yazarların vurdumduymazlığı değil.

Vahim olan Türkiye’de milyonlarca Atatürkçünün, hatta sıradan Türk insanının bu tuzağa çekilmek istenmesi. İnegöl’de, Dörtyol’da, Ordu’da, Türk insanı PKK’ya tepki gösterdiğinde manşetlerden bunu eleştiren, asıl bölücülük budur diyen, Türk insanını sağduyuya davet eden basın, Baydemir’e karşı ne kadar da anlayışlı davranıyor!

PKK’ya tepki gösteren Türk evladına provokatör deyin…

Dükkanına Türk bayrağı asan esnafa ırkçı…

PKK bayraklarıyla gezen konvoya tepki gösteren Türk insanına linççi…

Ama PKK bayrağını resmi bayrak yapacağını söyleyen Baydemir’e ise aferin!

Bu ülkede Türk evlatları, Atatürk’ün torunları da var!

Yağma yok!

Bu ülkenin bütünlüğünü, Atatürk’ten bize miras kalan üniter yapısını, tek dil, tek millet, tek bayrak felsefesini tartıştırmayız. Bunları tartışmanın Atatürk’ü tartışmaktan hiçbir farkı yoktur.

Atamıza, vatanımıza, bayrağımıza sövdürtmeyiz!

“Her fikir açıkça tartışılsın” diyenler… Vurdumduymazlığınızı Türk insanı asla kabul etmez!

Türk insanının da bir sabrı vardır.

Çünkü Türk insanı biliyor ki, PKK’lıların amacı tartışmak değil.

PKK bir fikir kulübü mü?

Hayır. Kanlı bir terör örgütü.

Siz medeni tartışmadan bahsederken PKK her gün askerimizi, polisimizi şehit etmeye devam ediyor. Kızlarımızı diri diri yakıyor.

Ve sizin çok demokrat bulduğunuz BDP’liler PKK’nın bu eylemlerini destekliyor.

Baydemir’in söyledikleri basit bir beyin fırtınası değil. AKP’nin Kürt açılımı sayesinde her gün daha da yakınlaşan bir tehlike…

Özerklik bir fikir değil
PKK’nın amacı

Baydemir’in panelde konuşan bir aydın değil, Diyarbakır’ın belediye başkanı olduğunu unutmamak gerekiyor. Ne olabilir ki, Baydemir Diyarbakır’dan ne yapabilir ki demeyin. Aksine Diyarbakır Belediyesi PKK’lıların özerklik hedeflerine ulaşmak için kullanmak istedikleri bir mevzi.

PKK’nın gazetesi Günlük’te bunu açık açık yazıyorlar. Türkiye’nin de imzaladığı AB sözleşmeleri uyarınca Diyarbakır Belediyesi’nin özerklik ilan edebileceğinden bahsediyorlar. Bakın Günlük yazarı PKK destekçisi Şaban İba ne diyor:

“Demokratik Özerkliği hayata geçirmeyi düşünen BDP, bu konuda Avrupa Konseyi’ne üye devletlerin imzaladığı ‘Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı dikkate almaktadır.

BDP’nin hukuki dayanağı olan bu belge, ‘Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ başlığıyla 9.12.1992 tarihinde onaylanmış ve 1.4.1993 tarihi itibariyle yürürlüğe konulmuştur.

Birçok ülke ile birlikte Türkiye bu anlaşmayı imzalamıştır.

Özerklik Şartı metninin ‘Giriş’ bölümünde, ‘Özerk yerel yönetimlerin korunması ve güçlendirilmesinin demokratik ilkelere ve idarede ademi merkeziyetçiliğe dayanan bir Avrupa oluşturulmasında önemli bir katkı sağlayacağı’ vurgulanmıştır.”

Şaban İba söz konusu sözleşmeden örnekler veriyor:

“Madde 3’te ise, Özerk Yerel Yönetim Kavramı şöyle tanımlanmıştır:

‘1- Özerk yerel yönetim kavramı yerel makamların, kanunlarla belirlenen sınırlar çerçevesinde, kamu işlerinin önemli bir bölümünü kendi sorumlulukları altında ve yerel nüfusun çıkarları doğrultusunda düzenleme ve yönetme hakkı ve imkanı anlamını taşır.

2- Bu hak, doğrudan, eşit ve genel oya dayanan gizli seçim sistemine göre serbestçe seçilmiş üyelerden oluşan ve kendilerine karşı sorumlu yürütme organlarına sahip olabilen meclisler veya kurul toplantıları tarafından kullanılacaktır.”

Ve BDP’ye şu aklı veriyor:

“BDP’nin elinde biri büyükşehir, 7 il, 51 ilçe ve 40 belde olmak üzere toplam 99 belediye başkanlığı bulunuyor.

BDP ‘Özerklik Şartı’na bağlı olarak etkin olduğu her yerde özerklik ilan edebilir ve böylelikle Kürt sorununun çözümünde ileri bir adım atılmış olur.

Anayasa referandumunun boykot edilmesi Demokratik Özerklik hedefiyle birlikte düşünülmelidir.”

İşte tehlike ortada. BDP’liler özerkliği laf olsun, beyin fırtınası olsun diye söylemiyorlar. Gerçekleşmesi çok zor marjinal bir fikir değil özerklik. Ellerinde 99 belediye var ve AB’nin, hatta ABD’nin desteğiyle fiili bir özerklik ilan etmeyi hedefliyorlar.

Nitekim, BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak yaptığı açıklamada şöyle diyor:

“BDP demokratik özerkliği yönettiği belediyelerde zaten fiilen uyguluyor.”

Ve demokratik özerklik projesinin bir entelektüel beyin fırtınası değil de bir PKK projesi net bir şekilde kabul ediyor:

“Bu talep üzerinde BDP, PKK, İmralı herkes ortaklaşmış durumda.”

Gördünüz mü…

Buyurun size demokratik özerklik: Hakkari’de her gün şehit

Tabii PKK’nın bir terör örgütü olduğunu unutmayalım. Yani hedeflerine BDP’lilerin açıklamalarıyla ya da AB yasalarıyla değil, terör eylemleriyle varmaya çalışıyorlar.

Bunun en çarpıcı örneği Hakkari. PKK son 2 aydır terör eylemlerini artırdı. Ancak bunlar arasında en çarpıcı rakamlar Hakkari’den. Son 2 ayda, Hakkari’de hemen her gün şehit verdik. Üstelik bu terörist saldırılar diğer illerdeki gibi kırsal kesimde, dağlarda ya da jandarma karakollarına baskın şeklinde olmuyor. Şehir merkezinde gerçekleşiyor.

Bir ilçe merkezinde ilçe emniyet müdürlüğüne roketatarlarla saldırıyorlar mesela.

Ya da başka bir ilçede sokakta yürüyen sivil kıyafetli polisi öldürüyorlar.

Diğer bir ilçede polis karakoluna saldırıyorlar.

Sadece bunlar değil. Hemen her gün sokaklarda polisle çatışıyorlar. Çoluk çocuk yüzlerce PKK’lı her gün devlete meydan okuyor.

Peki AKP iktidarı ne yapıyor?

Taş atan çocukları serbest bırakıyor.

Anlayacağınız PKK Hakkari’de güç gösterisi yapıyor. Bu şehrimizi bir kurtarılmış bölgeye dönüştürmeye çalışıyor.

Ama AKP iktidarı bunu engelleyecek hiçbir şey yapamıyor.

Hani Kürtlerin istediği sözde demokratik hakları tanıdığımızda terör bitecekti… Hani bölücülüğe yasal propaganda ve örgütlenme özgürlüğü verdiğimizde PKK örgütlenmesi duracaktı… Hani silaha başvurmak zorunda kalmayacaklardı…

Buyrun size Hakkari… Dediklerinizin PKK’yı zayıflatmak bir yana güçlerdirdiği ortada.

BDP son yerel seçimlerde Hakkari’de %80 oy aldı. Yani, Hakkari BDP’nin en güçlü olduğu şehir. PKK’nın son eylemlerinde de görüleceği üzere PKK’nın da en güçlü olduğu şehir. Açık bir şekilde görülmekte ki BDP’nin gücüyle PKK’nın gücü doğru orantılı artmış. Yani ikisi birbirinin alternatifi örgütler değil.

Aslında bunu tüm Türk milleti biliyor. Ama PKK’yla mücadele etmeye cesaret edemeyenler bu masalı Türk milletine yutturmaya çalışıyorlar.

Böyle giderse bütün Türkiye Hakkari gibi olacak

BDP’nin savunduğu “demokratik” özerkliğin ne menem bir şey olduğunu Hakkari’de görebiliyoruz. Bakın, şehir neredeyse tamamen BDP’nin kontrolünde ve en çok eylemin, saldırının olduğu şehir aynı zamanda. Alın size BDP’nin “demokratik” özerkliği…

Baydemir’in Güneydoğu ve Doğu Anadolu’yu “özerk Kürdistan” olarak ilan etme çabası bütün o bölgeyi Hakkari yapmak anlamına geliyor. Bugün Hakkari’de neredeyse her gün şehit veriyoruz. BDP’nin “hak” iddia ettiği 20 şehir buna eklenirse bu her gün 20-30 şehit demek.

Kısacası durum hiç de iddia edildiği gibi bir “saçmalama”, “haddini aşma”, “beyin fırtınası”, “demokratik bir tartışma” değil. PKK’nın çok daha fazla kan akıtacağı bir dönemin çağrısı…

Olmaz olmaz demeyin Özerklikten sonra bağımsızlık

Şu rahatlığa kapılmak doğru değil: “Baydemir’in özerklikten bahsetmesi neden bir tehlike olsun ki.”

10 yıl öncesinde Kürtçe televizyon gibi bir şey söz konusu bile olamazdı. Bugün devletin Kürtçe resmi televizyon kanalı var. Özellikle AKP’nin Kürt Açılımıyla birlikte PKK’lılar ne istedilerse elde ettiler.

Af dediler, Habur’dan gelenler affedildi.

Apo’nun cezaevi koşulları düzeltilsin dediler, düzeltildi. Yanına hapishane arkadaşları verildi, 11 yıldır ilk kez açık görüşe çıktı. Kardeşi Mehmet Öcalan’la açık görüşme yaptı.

Kürtçenin propaganda dili olmasını istediler. Fiilen oldu. Şanlıurfa’da AKP’li milletvekili referandum için hazırladığı broşürleri Kürtçe bastırdı.

Bugün imkansız bir talep gibi gözüken “demokratik özerklik” de PKK’nın bunca yıldır gerçekleşmesini sağladığı bütün talepler gibi bir de bakmışsınız “Aman Kürtlerin istediklerini verelim de PKK güçlenmesin.” diye kabul ediverilmiş!

Tabii PKK’lıların bununl yetinmeyeceğini bilin. Bugün özerklik derler. Onu da elde edince bağımsızlık isterler. O günler geldiğinde teslimiyetçi koronun “Verelim gitsin. En azından Türkiye’nin batısını kurtaralım” diyeceğinden emin olabilirsiniz.

Ama Türk basını, Türk siyaseti teslimiyetçi olabilir. Ama Türk insanı asla…

Bir karış toprak için canını feda edecek milyonlarca Türk evladı var daha!

BDP özerklik istiyor Tayyip Ordu’yla uğraşıyor

Peki AKP ne yaptı bu süreçte?

Tayyip’ten de Gül’den de Baydemir’le ilgili tek bir kelime duyamadık.

Normal…

Çünkü onlar son günlerde Türk Ordusu’nun komuta kademesiyle oynamakla meşguller.

Baydemir açık açık Türkiye’nin bölünmesini istiyor. Ama savcılar YAŞ’ta Kuvvet Komutanlığına aday orgeneralleri ifadeye çağırıyor!

İşte AKP’nin Kürt Açılımı…

PKK’lıya her şey serbest. Askere her şey yasak.

Kürde her şey serbest. Türk’e her şey yasak.

Bir yandan Güneydoğu’da Atatürk heykellerine saldırılıyor, bir yandan Tunceli’de Seyit Rıza heykeli açılıyor.

Bugün Seyit Rıza heykeli, yarın Şeyh Sait. Öbür gün Apo heykeli…

Olmaz olmaz demeyin. AKP’nin Kürt açılımı sayesinde bu ülke her şeyi gördü…

Konuyla İlgili Diğer Haberler:

  1. Kürtler özerklik ilan edecek
  2. Kürtler Kürt politikası istiyor
  3. Hür Kürtler Grubu ne istiyor?
  4. Iraklı Kürtler Türkiye’ye katılmak istiyor
  5. Baydemir hapse girmek istiyor

Leave a Reply

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word

Sayfalar

Web Dizayni Anti PKK