ABD’nin, Irak’ın sınır güvenliğini peşmerge ile PKK’ya bıraktığını belirten emekli Albay Aziz Ergen, “Sınırı geçtiğinizde, karşınıza PKK kampları çıkıyor” dedi.
Güneydoğu’da uzun yıllar görev yapan emekli Kurmay Albay Aziz Ergen’in terör konusundaki değerlendirmelerine bıraktığımız yerden devam ediyoruz. Ergen, terörle mücadelede en önemli konulardan bir tanesinin sınırların güvenliği olduğuna vurgu yapıyor. Sınırların her anlamda kontrol altına alınması gerektiğinin üzerinde duruyor. Buna göre sınır noktalarında elektronik önlemler ve Mobese kameraları olmak üzere çağdaş teknolojinin olanaklarından yararlanılmalı. Ayrıca sınır bölgelerinde altyapı çalışmalarına önem verilmeli. Batı bölgelerinde yapılan otobanların aynısı sınır noktalarında da olmalı. Ergen’e göre sınırlarımızı iyi korunduğu takdirde terörle mücadele konusunda önemli bir adım atılmış olunacak.
PKK’yı, sınır ötesi harekat yapılmaması mı azdırıyor?
Sınırlarımıza yakın karakollar basılıyor. Çünkü anında bu eylemi gerçekleştirdikten sonra başka ülkenin toprağına geri çekilebilme olanağı bulunuyor. Bu da silahlı kuvvetlerin sınırda, sınır ötesi operasyon yapma şansını ortadan kaldırıyor bir anlamda. Şimdi normalde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden sınır ötesi operasyon yapması beklenebilir. Ancak, 2003 yılında çıkarılan tezkereyle birlikte bizim komşu Irak toprağına girmemiz yasak. Bunu açıkça söyleyebiliriz. Yani giremiyoruz. Kaldı ki biz oraya defalarca küçük, orta ve büyük çapta operasyonlar yaparak 20 kilometre derinliğe kadar gidebildik. Terör örgütünün kamplarını dağıttık, günlerce hatta aylarca kaldık.
Sınırlarımızın güvenliği için Irak’ın önlem alması gerekmiyor mu?
Tüm sınırlarımızda askerler vardır. Karşı devletin askerleri de bulunmaktadır. Bir tek karşı tarafta asker olmayan yer Irak sınırıdır. Yani Irak sınırı askersizdir, sadece Türk askeri tarafından korunur. Bu olmadığı için şu anda Irak sınırı açıkça söylemek gerekir ki Amerikan askeri tarafından korunuyor. Yani Irak sınırı Amerika’nın kontrolünde. Bir emperyalist ülke 10 bin kilometre öteden gelmiş, ülkeyi işgal etmiş ve o ülkenin sınır güvenliğini sağlamayı da peşmergeye ve bölücü örgüt PKK’ya bırakmış. ABD bunu yapıyor. Sınırın hemen dibinde kampları var. Sınırdan Türk askeri geçse ilk karşılaşacağı peşmergeden önce PKK kamplarıdır. ABD’nin oluşturmuş olduğu yapıda sınırdan girdiğinizde önce PKK’nın kampları var, ardından peşmerge karakolları geliyor, daha sonra da Irak var. Bu şekilde bir teşkilatlanma ile karşı karşıyayız. Bunları çok iyi analiz etmemiz gerekiyor.
Bu anlayış ve yapı çerçevesinde sınır güvenliği nasıl sağlanacak?
Bilindiği gibi 2003 yılından sonra doğru dürüst bir sınır ötesi harekat yapılmadı. Kısa süreli operasyonlar yapıldı. Bunlarda kamuoyunda spekülasyonlara sebep oldu. Bizim sınırımızda sıfır noktasından baktığınız zaman örgütün kamplarını görürsünüz. Çadırları, roketatarları, havanları, uçaksavarları kurmuşlar, bir de eğitim yapıyorlar. Bilindiği gibi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ABD’de ABD başkanıyla görüştükten sonra istihbarat paylaşımı ortaya çıkmıştı. Bundan sonra, belirli zamanlar hava kuvvetleri gidiyor, belirli noktaları vuruyor. Normalde Türk ordusuna, tezkere de çıkmasına rağmen, ‘siz girmeyin, havadan vurun’ denirdi. PKK şimdi açık ortamlarda değil, yer altı sığınaklarında eğitim yapıyor. O bölgede Molla Barzani döneminden beri aynı sığınaklar kullanılıyor. Kürt isyanları döneminde aynı mağara ve sığınaklar kullanılmıştı. Bugün terör örgütü de aynı şeyi yapıyor. Türk Hava Kuvvetleri, hava harekatlarına başlayacağı zaman örgüt bu sığınakları kullanıyor.
PKK’nın gümrük noktalarında komisyon almasına ne diyorsunuz?
Sınırlarımızdaki yapılanmalardan önemli olan bir diğer unsur da terör örgütünün kurdurmuş olduğu gümrük noktalarıdır. PKK kaçakçılık için sınırı geçen köylüleri sıraya bağlamış durumdadır. Hangi köy, hangi köylü, hangi gün kaçakçılık yapacak diye örgüt bu insanları sıraya bağlamıştır. Bunlardan da yüzde 10 gümrük komisyonu alıyor. Yapılan kaçakçılık türleri, silah, uyuşturucu, tarihi eser, mülteci, gıda yiyecek malzemeleri ve patlayıcı. Orada yaşayan köylülerin gümrük kapıları maalesef örgütün gümrük kapılarıdır ve örgüt bunlardan komisyon almaktadır. Habur Gümrük kapısı devletin, o bölge örgütün. Bölgedeki yapı ve sistem bu.
Sınırları istediği gibi kullanan PKK ile nasıl mücadele edilebilir?
Buradaki PKK terör örgütüne bağlı kamplar, hava harekatı olmadığı zaman açıkta, hava harekatı olduğu zaman ise yer altında faaliyetlerini sürdürüyor. Eğer önümüzdeki dönemde ABD ve İsrail ile istihbarat paylaşımı kapsamında büyük bir operasyon düzenlenirse örgüt KDP’nin bulunduğu bölgedeki köylere gidecek. Durum budur. Örgüt Irak, İran, Suriye ve Türkiye ile birlikte dört tane ülkenin topraklarını kullanabiliyor. Şunun altını özellikle çiziyor ve vurguluyorum, örgüt 4 ülkenin sınırlarını kullanıyor, istediği zaman giriyor, çıkıyor, kullanıyor. Eylemini yapıp kullanıyor, istihbaratını alıp kullanabiliyor. Bu çok önemli. Sınırları istediği yerde istediği şekilde kullanıp geçebiliyor, dünyanın hiçbir yerinde bu kadar geniş bir alanı rahatçı kullanabilen bir terör örgütünün örneği yoktur. Demek ki terörle mücadelede uzun vadeli bir strateji belirlerken bu ülkeleri de göz ardı etmemiz gerekmektedir.
Türkiye Kandil’e niçin giremiyor?
İran şu anda tek başına savaşıyor. ABD PEJAK’ı desteklemesine rağmen Kandil’i vurabiliyor. Kandil Dağının bir bölümü başka bir ülkenin toprağına girmesine rağmen İran buraya girebiliyor. İran bunu yapabiliyor ama biz sadece yurt içerisinde belirli tepelere gidiyoruz. Gabar, Besterdereler, Yazlıca dağı, Tendürek dağı, buralara gidiyoruz. Başka bir yere gitmiyoruz. Yurtdışına yönelik bir faaliyetimiz yok bizim. ABD bize müsaade etmiyor. ABD keşif uçakları ve helikopterleri 24 saat bizi gözetliyor. Bizimle ilgili bütün bilgileri 24 saat topluyor ve anında bilgi aktarımı da yapabiliyor.
Aktütün ve Dağlıca’yı bildirmediler
Kurmay Albay Aziz Ergen, ABD’nin Türkiye’ye bilgi vermediğini öne sürdü. Ergen, “Aktütün Karakolu baskınında, 250-300 kişi katırlara yüklemiş havanları, roketatarları, Irak’ın derinliğinden sınıra doğru geliyor. Hem de birerli kol halinde. Katırlarla 5 kilometre derinlikten geliyorlar. Peki tam da bu noktada soruyoruz, ABD’nin keşif uçakları nerede? ABD’nin keşif helikopterleri nerede? Kaldı ki Awacslar da var tepede. Niye bu bilgiyi bizimle paylaşmıyor? Irak toprağından bizim karakolun 300 metre kadar yakınına geliyorlar, yerleşiyorlar destek gruplarıyla gelip ateş altına alıyorlar. Bunu her seferinde yapıyorlar. Dağlıca’da da durum böyle. Yani kim diyorsa ABD bize bilgi veriyor, maalesef Türk milletini kandırıyor. O şehitlerin gerçekten kemikleri sızlıyor. Bize adım attırmayanlar, bunu bize bildirmiyorlar.”
Gözetleme kuleleri olmalı
“O zaman biz bu noktada çözümü burada aramayacağız” diyen Ergen, “Bir eylem, saldırı olduğu zaman hemen karşı müdahaleyi yapacağız tamam, ancak öncelikli olarak sınır güvenliğimizi sağlamlaştıralım. Sınırlarımızda vakit kaybetmeden yolları açalım. Kulelerimizi dikelim. Batıya otoban yollar yaptınız. Niye o bölgelere bu imkanları sunmuyoruz. Irak ve İran sınırı toplasanız 350-400 kilometrelik yol anlamına gelir. Gözetleme kulelerini koyalım, aydınlatma direklerini yerleştirelim. Mobese kameralarını uygulamaya geçirelim. Askerlerimize geri bölgelerde elektronik izleme merkezleri kurduralım, sınırlarımızı gözettirelim. Sınırlarımız elektronik teçhizatla mutlaka gözetlenmeli. Tepelerin üzerlerindeki bölüklere her gün yıldırım düşüyor. Bunları kimse bilmiyor ki. Askerleri, bölükleri boncuk gibi dağların tepelerine koyup her gün üzerlerine yıldırım düşmesini beklemeyelim. Askerlerimizi orada akrep, yılan sokuyor. Üzerlerine yıldırım düşüyor. Şehitlerimizin cenazelerini 7-8 saatten önce indiremiyoruz” şeklinde konuştu.
Habur’daki elektronik sistem yetersiz
Emekli Kurbay Albay Aziz Ergen, bölücü terörün ve kaçakçılığın önlenmesi için Habur Sınır Kapısı’ndaki sistemin yenilenmesi gerektiğini söyledi. Ergen şunları kaydetti: “Bu noktada önemli konulardan bir tanesi de Habur Gümrük kapısının kontrolü. Burası bizim güney ve doğu anadolu bölgesinden Ortadoğu’ya açılan en önemli kapımız. Burada ortalama günde bin 700 tanker girer, bin 700 tanker çıkar. Burada gümrük teşkilatı, jandarma teşkilatı, polis teşkilatı, MİT mensupları, ulaştırma bakanlığı’nın personeli görev yapar. Elektronik sistemler olarak son derece yetersiz tankerlerin giriş çıkışın kontrol etmek için, yurt içine giren malzemelerin girişinin bir kısmı da buradan geliyor. Bildiğim kadarıyla birkaç ay öncesine kadar bir tane X-Ray sistemi vardı, o da haftada bir kere bozuluyor zaten. Yani konteynır tarayıcılar yok.”
Göstermelik mülki amir var
Bu ekiplerin başında bir tane mülki amirin olduğunu ifade eden Ergen, sözlerini şöyle tamamladı: “Burada görev yapan personel idari yönden, cezai yönden, sicil yönünden, ne de atama yönünden kesinlikle bu mülki amire bağlı değildir. Örneğin Ulaştırma Bakanlığı’nın personeli Ankara’ya bağlıdır. Oradaki mülki amir bu şartlarda göstermelik kalmaktadır. Mülki amirin hiçbir yetkisi olmadan nasıl görev yapacak? Böyle bir sistem dünyanın neresinde görülmüştür? Bunları söylüyorsunuz, kimse duymuyor. Ya kimse görmüyor, duymuyor, ya da görmezlikten duymazlıktan geliyor. Burada sistem yaralı. Mülki amirin atama, ceza yetkisi, ödüllendirme yetkisi yoksa nasıl görev yapacak? Böyle bir yapı içerisinde bu giriş çıkış yapan tankerleri nasıl kontrol edeceksiniz? Neyin giriş çıkış yaptığını bu sistemde nasıl kontrol edeceksiniz?”
Konuyla İlgili Diğer Haberler:













