“Terörle bir yere varılamaz”mış!
“APO”nun ilk baskını yaptığı gün, 25 yıl önce, Türkiye’de “Kürt” demek yasaktı, “Kürtçe konuşmak, türkü söylemek” suçtu.
Şimdi neredeyiz?
“Kürt” kelimesi geçmeyen bir haber var mı, devlet televizyonu TRT Kürtçe yayına hazırlanıyor.
Az çok, tam olmasa bile, özgür bir ülkeyiz, onun için bazılarının “Terörle bir yere varılamaz!” demesinde bir sakınca yoktur, söylesinler, n’olacak!
* * *
ÖNCE “Kürt yok!” dendi, varsın adamlar “Biz Kürdüz” desinler.
“Hayır sen dağ Türküsün!”
Peki “Kürt” kelimesi nereden geliyor?
“Dağ Türkleri dağda, karda yürürken ayaklarına tahtadan kızak takarlar. Kızaklarla yürürken karda, kart, kurt diye sesler çıkar, işte Kürt kelimesi buradan gelir!!!”
* * *
HAYRİ Kozakçıoğlu, Diyarbakır’da Olağanüstü Hal Valisi, Kürt demenin, Kürtçe konuşmanın, türkü söylemenin yasak olduğu günler.
Bölgeye Avrupa’dan teftiş heyeti gelecek, halkla görüşecek, Ankara tedirgin, ya adamlara “Biz Kürdüz!” derlerse… Program yapılır, Avrupalılar birkaç köye de götürülecek, köylüler “Allah devlete, millete zeval vermesin!” misali konuşacaklar.
Heyet gelmeden önce, Kozakçıoğlu, Avrupalıların gideceği köylere uğrar, onlara, lisan-ı münasiple nasıl konuşmaları gerektiğini anlatır, köylülere veda edip ayrılır, tam otomobiline binecekken, arkadan yaşlı bir köylünün koşarak geldiğini görür, durur.
Adam, Vali’nin ellerine sarılır:
“Ama biz Kürdüz beyim!”
* * *
KULAKTAN kulağa, Başbakan Özal’ın “Benim babaannem de Kürttü!” dediği dolaşır, arkadan federasyon lafı çıkar, üniter, ulus devlet değil, Türk-Kürt federal devleti, federasyon!
Tepki büyüyünce, Özal lafını düzeltir:
“Ben federasyon kurulsun demedim, federasyon tartışılsın dedim.”
İstediğin kadar çevir, kaz yanmıştır!
* * *
SIRA, kim bilir kaçıncı defa oturduğu Başbakanlık koltuğundan Diyarbakır’a uzanan Süleyman Demirel’dedir.
“Kürt realitesini görmek zorundayız!”
Eeee, gör, görmene mani var mı?
Sonra Mesut Yılmaz, bir vecize:
“Avrupa’nın yolu Diyarbakır’dan geçer!”
Yolun açık olsun!
Sıra Türk siyasetinin son Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’da:
“Kürt sorunu benim sorunumdur!”
Hay hay, mübarek olsun, yeter ki sorunu çözüver…
Sorun ortada, ipin ucu kimin elinde belli değil, ya da belli!
* * *
ŞİMDİ neredeyiz?
“Paramız yok, Aktütün Sınır Karakolu’nu yapamadık!” hicabının eteğine yapışıp gitmekteyiz.
Şehitlerden hicap duyarak.
Keşke duyabilsek…
* * *
“TERÖRLE bir yere varılamaz!”
Yazının başında böyle düşünenler olduğunu belirtmiştik.
Görünen köy karşımızda, biz hâlâ tartışıyoruz.
Biz tartışaduralım, terör Diyarbakır’da dört polisi daha şehit etti.
Biz boş laflarla tartışıyoruz, terör ağır silahlarla tarıyor.
Durumun, vaziyeti budur!
Konu ile ilgili diğer haberler
Terörle siyasi mücadele olamazTerörle Mücadele Yüksek Kurulu toplanıyor
Terörle mücadelede 3 aylık bilanço
Terörle Mücadele Yüksek Kurulu toplandı
DTP Genel Merkezi önünde silah protesto