Orduyu yıpratmak ya da yıpratmamak

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu’nun Aktütün saldırısını haber aldıktan sonra Antalya’da golf oynamaya devam etmesi ile ilgili yorumlara bakıyorum.

Neredeyse Komutan’ın “saldırıyı haber almasına rağmen oyunu sürdürmesi” kadar “golf oynuyor olması” suç haline getirilmiş.

“Zengin sporu”ymuş da, “olur mu”ymuş da…

Neden olmasın? Meraklıysa ve bir turnuvaya katılıyorsa ne var bunda?

Yani doğrularla yanlışları yün yumağı gibi birbirine dolamakta üstümüze yok, insanların zamanı ve imkanı varsa, bir hukuksuzluk, çarpıklık olmadığı takdirde canlarının istediği her şeyi yapma özgürlükleri de vardır.

“Çarpıklık” durumu ise çok önemli, onu eleştirmekte sonuna kadar haklıyız. Bir bakan, bir milletvekili (hele de sorumlu iktidarın) böyle üzücü bir terör saldırısından sonra, değil aynı gün iki gün, 5 gün sonra bile göbek atamaz. Düğüne gidemez.

Bir komutan böyle bir saldırıyı haber aldıktan sonra golf veya başka bir spora, eğlenceye devam edemez.

Bırakın etik olarak, sorumluluk olarak etmemeyi, Pazar günü Her Açıdan’a katılacak olan Osman Pamukoğlu’nun ifadesiyle “üzüntüden eli golf sopasına gitmez”.

Hele de sonra dönüp eleştirilere karşı “Aktütün’e o gün ben mi gitseydim?.. Hava Kuvvetleri harekat refleksi ve operasyonlar bazında zafiyet yarattı mı, bir eksik olmuş mu?” demez.

Evet, belki de gitmeliydi, mesela yerinde ben olsam hemen o anda bir yere giderdim ya Ankara’ya işimin başına veya Şemdinli tarafına…

Kalamazdım oralarda gamsız gamsız…

Bunun “orduyu yıpratmak”la da hiçbir alâkası yok, sivil veya askerî, tüm yanlışların konuşulması gerekir.

Komutan Babaoğlu “Nöbetçi Kurmay organizeydi, olay sonrasında harekatların emrini ben verdim” diyor ama “şekil olarak” hatasının izahı yoktur.

Ayrıca “bir eksik var mı” sorusunun cevabı halen etraflıca tartışılıyor, çok emin bir şekilde “her şey kusursuz düşünülmüş, havası da, karası da mükemmel çalışmış” denecek bir tablo da mevcut değil.

Kısacası golf oynaması kesinlikle eleştirilemez ama öyle bir anda oynaması yanlıştır. Sonuç bu bence!
*****
Tezkere geçti, terör 5 canı daha aldı!

Geçen tezkere Meclis’ten 507 kabul oyu ile geçmiş, bu kez 511 ile kabul edildi. Ve aynı sırada Diyarbakır’da polis aracına saldıran teröristler 3’ü polis 5 kişiyi daha katlettiler.

Şimdi “tezkere geçti” diye sevinmemiz, ülkenin güvenliğinden sorumlu İçişleri Bakanı’na, hükümete tepki göstermeden sakin sakin Kuzey Irak’a operasyon beklememiz mi gerekiyor acaba?

Geçen operasyonda orduyu neden hemen kaçar gibi Kuzey Irak’ı terk etmeye zorladınız? Girmişken neden bir süre daha kalınıp terör yuvaları temizlenmedi, tampon bölgeler oluşturulmadı, sınırlarımız güvenli hale getirilmedi?

Diyarbakır ve diğer doğu, güneydoğu illerinin mülki amirleri, İçişleri Bakanlığı böyle ciddi bir saldırının ardından neden asker ve polis otolarını koruyacak önlemler almıyor? İçişleri Bakanı neyle meşgul?

TOKİ Başkanı “Kayalık tepelere uçak hangarı kadar sağlam karakollar yaparız” diyorsa bugüne kadar yapılmamasının suçunu kimde arayacağız?

Siz tezkere ardına tezkere geçirin, ABD asıl geçirmeniz gereken tezkereyi “oy amaçlı reddiniz”in cezasını bize çektirmeye devam etsin, biz de bu sorulara devam edeceğiz, bilesiniz!
*****
“Basına sansür” kongresi, tam zamanı!

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin “Sansürün kaldırılışının 100. yıldönümü” dolayısıyla hazırladığı büyük kongre bu sabah Üniversite’de başlıyor.

“Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı ‘ifade özgürlüğü ve sansür’ kongresi” olduğu söylenen toplantıda aralarında ünlü siyaset bilimci Prof. Dr. Nurşen Mazıcı, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Korkmaz Alemdar’ın da bulunduğu konuşmacılar “Basın Teknolojisi ve Sansür”, “Sansür, hukuk ve basın”, “Sansür, siyaset ve basın” gibi başlıklar altında sansür-basın ilişkisini anlatacak ve tartışacaklar.

Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir başbakanın kendi ülkesinin medyasına karşı “boykot” çağrısında bulunduğu bir dönemde bu kongrenin önemi tartışılmaz.

İzlemek isteyenlere duyurmayı görev biliyorum.

Konu ile ilgili diğer haberler

AB’ye vidalanacaktık! Kuzey Irak’a giriyoruz!
DTP’den orduya hakaret
Sorun PKK’dan önce ABD
22 Temmuz’a kadar orduyu tut
Kürtlerin devlet kurma hakkı var

Henüz Yorum Yok. Siz İlk Olun.

Yorum Bırak

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture.
Anti-spam image

ISTILA - KITAP
KURTLESEN TURKLER - KITAP
KURTLESEN TURKLER - KITAP