Başbakan Erdoğan’ın Diyarbakır’a gittiği gün Öcalan’a İmralı’da “kötü davranıldığı” gerekçesiyle esnaf kepenk kapattı, çocukların polise yönelik taşlı sopalı protestolarıyla Filistin benzeri görüntüler doğdu. Ağrı Doğubayazıt’ta bir kişi öldü. DTP Grubu, bu gerilimli ortamda Diyarbakır’da toplandı.
DTP lideri Ahmet Türk, ilk kez “soykırım”dan söz etti ancak bu kavramı “12 Eylül rejimi” çerçevesine yerleştirerek PKK’yı yaratan koşulları anlatmaya çalıştı:
“1980 askeri darbesi hem Kürt halkı için hem de bütün Türkiye için eşi benzeri görülmemiş siyasi, sosyal ve kültürel soykırıma neden oldu. PKK bu darbeye hazırlık ve soykırım ortamında doğdu, büyüdü. Son 10 yıl içinde çok önemli gelişmeler yaşandı. İdam cezası, OHAL, 301 kalktı. Demokratik siyasi alanları açılır inancı gelişti. Ancak, sıra Kürtlere gelince demokrasi lafları rafa kalktı. Kürtler barış dedikçe savaşın dayatılması, Kürtler birlikte yaşam dedikçe linç girişimleri ile ayrılıkçılığın dayatılması, AKP’nin hükümet ettiği devlet politikalarıdır.”
Türk, konuşmasının başka bir bölümünde 1924 Anayasası ve Lozan’dan söz ediyor:
“Özellikle 1924 Anayasası ile resmileştirdiği tek ulus-devlet anlayışı ve bunun üzerine oturttuğu inkâr ve asimilasyon politikaları, sorunu derinleştirdi ve çözümsüz kıldı. Lozan Antlaşması sonucu her ne kadar uygulanmamaya çalışılsa da, azınlıklar kısmen rahatladılar. Ancak azınlıkların sahip olduğu haklara sahip olmayan Kürtler ve diğer halklar hep kimliksiz kaldılar. Uygulanan inkâr, asimilasyon gibi şiddet politikaları diğer halklar üzerinde etkili oldu. Göçler sonucu nüfusu azaldı. Sadece Kürtler bu konuda direnebildi. Hâlâ da direniyor. Kimliğine sahip çıkıyor.”
Öcalan’a İmralı’da uygulanan “fiziksel şiddet”e de tepki gösteriyor, Türk:
“Bir sonraki adım ne olacak? Saldırıyı yapan bir görevlinin belirttiği gibi ölüm mü?”
PKK saldırılarında onca kan dökülürken, “tek taraflı” bir şiddet değerlendirmesi ne ölçüde vicdanidir?!
Asimilasyona uğrayan, zorunlu göçlerle azaltılmış nüfustan söz ediliyor. Ancak Türkiye’nin dört bir yanında yaşayan Kürt nüfusun nasıl oluyor da 20-25 milyonu bulduğuna değinilmiyor. Irak kurulurken kuzeydeki Kürtlerin “oylama” sonucu Türkiye’ye bağlanma istekleri unutuluyor.
12 Mart’ta Deniz’lerin idamı, devrimci gençliğin salt “sol”cu oldukları için “ideolojik” gerekçelerle kırıldığı, 12 Eylül’de Diyarbakır cezaevinden beter durumun Mamak’ta, Selimiye’de yaşandığı, Kürt-Türk ayrımı yapılmadan çocuk yaştaki gençlerin asıldığı önemsenmiyor.      
PKK’nın gölgesinde sorunu İmralı’ya havale ediyor.
“Soykırım” söylemiyle Diyarbakır’da seçmene selam yolluyor.
DTP’nin Meclis’teki işlevi bu mu olmalıydı?!

Haberlerimizi Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Twitter
  • co.mments
  • eKudos
  • Live
  • Mixx
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Ping.fm
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Yahoo! Bookmarks

Konuyla İlgili Diğer Haberler:

  1. ‘Kürtler Çanakkale’de savaştı’
  2. Arsız Kuzey Irak’lı Kürtler
  3. ‘Türkler baba, Kürtler ise onun kızı gibidir’
  4. Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’na Kürtler Katıldı mı?
  5. Kürtler ayrılırsa