12 EYLÜL’ÜN 27. yıldönümünde SKYTURK’te yayınlanan İşin Aslı programında Hür Parti Genel Başkanı Yaşar Okuyan ve 78’liler Federasyonu yöneticisi İbrahim Ünal konuktu.
İkisi de 27 yıl önce birbirine silah tutan tarafların birer mensubuydu. Ancak program boyunca yapılan konuşmalardan çıkan sonuca bakılırsa, aradan geçen 27 yıl onların ortak bir zeminde buluşmasına olanak sağlamış. 12 Eylül’de kavgalı olan taraflar, bugün ortak bir zeminde buluşmanın ötesinde işbirliği yapabiliyor.
Bunun son örneğini, 22 Temmuz seçimlerinde gördük. Bir zamanların en keskin “sağcısı” olan Okuyan, 22 Temmuz seçimlerinde sol bir partiye, CHP’ye destek verdi. Bu da 12 Eylül dönemindeki “biz-onlar” ayrımının ortadan kalktığının en önemli göstergelerinden biriydi. Okuyan, programda bunun bir kazanım olduğunu söyledi ve şu tespitte bulundu: “12 Eylül’de duvara Milliyetçi Türkiye yazanlarla, Bağımsız Türkiye yazanlar aslında aynı şeyi istiyorlardı. Ancak emperyalist güçlerce iki taraf birbirine kırdırıldı.” Bu tespite 78’liler Federasyonu yöneticisi Ünal da katıldı.
Okuyan’ın ikinci tespiti ise, aynı emperyalist güçlerin yeni tezgahının Türkiye’de bir “Türk-Kürt çatışması çıkartmak” olduğu yönündeydi. Ünal’ın bu tespite de tam destek vermesi önemliydi. Çünkü bugün pek çok Kürt aydını bile, emperyalist güçlerin Kürtleri kullanarak Türkiye’de yeni bir çatışma ortamı yaratmak istediği görüşünde birleşiyor.
12 Eylül’ün yaraları 27 yıl sonra bile hala sarılamamışken, aynı güçlerin yeni bir tezgah peşinde olduğunun bilincinde olunması son derece anlamlı.
Ancak bu görüş birliğine rağmen anlaşılmayan bir nokta var, o da şu:
Madem bugün önde gelen Kürt aydınları bile ortadaki bu tezgahın farkındalar, o zaman DTP’lilerin ayrılıkçı ve provokatif söylemlerle, bu tezgahı bilerek ya da bilmeden desteklemesini neden eleştirmiyorlar?
Madem emperyalist güçlerin Türkiye’deki yeni hedefi bir Türk- Kürt çatışması yaratmak ve madem Kürt aydınlar da bunun farkında, o zaman neden bazı belediye başkanlarının ya da milletvekillerinin bölücü, provokatif açıklamalarına hiç bir kınama gelmiyor?
Bu provokatif söylemler, tezgahçıları hedeflerine yaklaştırmıyor mu? Ülkedeki birlik ve bütünlüğe zarar vermiyor mu? Yeni bir “biz-onlar” ayrımı oluşturmuyor mu? Bu soruları yönelttiğim Ünal’dan tatmin edici yanıtlar aldığımı söyleyemem doğrusu.
12 Eylül’ün 27. yıldönümünde sürekli geçmişle hesaplaşmamız gerektiğini söyleyen 78’liler federasyonu yöneticisi Ünal’la birlikte, tüm Kürt aydınlarını bugünle de hesaplaşmaya davet ediyorum. Çünkü 12 Eylül ortamını oluşturan tezgahın bir benzerinin bugün yeniden sahnelendiğini açıkça ifade ediyor ama bu tezgaha provokatif söylemlerle destek olanlara karşı tepkilerini ortaya koymuyorlar.
Konuyla İlgili Diğer Haberler:














12:42 pm
Türk kürt çatışmasını mümkün olduğu kadar Türk – islam çatışması ile maskeleyecekler.
Sonuçta ümmetçiler ile pkk cılar aynı kişiler.
Amaç Türk kürt çatışmasına mümkün olduğu kadar din faktörünü sokup Türkleri uyutmak..
Soğuk suya atılıp suyu ısıtılan kurbağa misali Türk milleti ümmetçi ve şeriatçıların kürt ve arap kökenli gayri türk vatandaşlar olduğunu anladığı zaman vakit geç olacak ..
Uyumayalım ,, milleti bu konuda uyandıralım…