Kuzey Irak’a Askeri Operasyon

Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt’ın basını bilgilendirme toplantısı son derece hassas bir dönemde gerçekleşti. Biz konuşmasının iç siyasete bakan yönünden çok güvenlik ve dış siyaset kısmına yoğunlaşacağız.

Öncelikle Paşa hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde Irak’a askeri bir operasyon yapılması gerektiğini, bunun faydalı olacağını ilan etti. Sayın Büyükanıt’ın bu sözleri bazı hususları açıklığa kavuşturdu, ancak yeni karanlık noktaların ortaya çıkmasına da yol açtı. Öncelikle Paşa bu sözlerinin hemen ardından şunları söyledi:

“Ama olayın iki boyutu var. Olayın iki boyutu var. Asker olarak baktığımız zaman. Evet yapılmalı, fayda sağlar mı evet sağlar. İkinci boyutu siyasi boyut: Siyasi karar verilmeli. Siyasi açıdan ise bir siyasi kararın çıkması lazımdır. Türk Silahlı Kuvvetleri yasal zeminde görev verildiğinde bu operasyonları yapma gücüne fazlasıyla sahiptir. TSK görev verildiğinde bu operasyonları yapma gücüne fazlasıyla sahiptir.”

Bu sözlere bakıldığında asker operasyonu yapacak güçte ve çok istekli, ancak Hükümet engelliyor gibi bir anlam çıkıyor. Hatta soru-cevap kısmında Meclis’e de dolaylı bir eleştiri var. Doğrusu medya önünde Hükümet ile Ordu arasında bu kadar büyük bir görüş farkı olduğu izlenimini vermenin çeşitli sakıncaları olabilir. her şeyden önce bunun Irak’ın kuzeyinde bazı olumsuz etkileri olabilir. ve başta olmak üzere çeşitli gruplar Türk Ordusu’nun askeri operasyon yapmak istediğini, ancak bunu yapacak siyasi güce sahip olmadığını, dolayısıyla elinin kolunun bağlı olduğunu sanabilir. Türkiye’nin kurumları arasındaki farklılıklar Türkiye karşıtlarını cesaretlendirebilir. Doğrusu bu tür farkların Milli Güvenlik Kurulu (MGK) gibi ortamlarda tartışılması daha doğru olurdu. Başbakan ile Genelkurmay Başkanı’nın düzenli görüşmeler yaptığını da hatırlarsak açıklamanın netleşmesi gereken yönleri olduğu açıktır.

İkinci olarak Sayın Büyükanıt’ın Irak’a askeri operasyon yapılmalıdır sözleri ’nin sözlerini değerlendirdiği cümlelerin hemen ardından geldi. Bunun sonucu olarak askeri operasyonun kime karşı yapılması gerektiği konusunda da şüpheler oluştu. Zaten son dönemdeki tartışmalarda bu belirsizlik en üst düzeydeydi, Genelkurmay Başkanı’nın açıklamaları bu muğlâklığı azaltmadı, fakat arttırdı. Söz konusu askeri operasyon kime karşı yapılacak? kamplarına karşı mı? ’ye ‘haddini bildirmek’ için mi? Türkmenleri korumak için mi? Kerkük için mi? Her ne kadar Sayın Büyükanıt tüm bu alanların birbiri ile yakın bağları olduğunu söylese de askeri bir operasyon için adı geçen hedefler çok farklı doğaları olan hedeflerdir. Sonra askeri bir operasyonun yapılması sonucunda elde edilecek ‘faydalar’ konusunu ne gazeteciler sordu, ne de Sayın Büyükanıt bu ‘faydalar’a değindi. Eğer onbinlerce asker ile bölgeye girilecek, bunun sonucunda 100 terörist öldürülürken, 50 şehit verilecek ise, bu operasyonun ekonomik maliyeti milyonlarca dolarla ölçülecek, siyasi maliyeti Türkiye’nin ABD, AB ve Ortadoğu’da ağır maliyetler ile karşılaşması olacaksa burada gerçek bir ‘fayda’dan söz etmek mümkün müdür? Diğer bir deyişle “askeri operasyon yapılmalı” derken sadece öldürülecek terörist sayısı hesaplanmaz. Ne yazık ki geçmişteki çok sayıda askeri operasyonun başarı kıstasları böyle hesaplanmıştır. Şehit sayısı, ekonomik kayıplar ve orta-uzun vadeli olarak karşı tarafa verilen zararlar hesaba katılmadan sadece o operasyonda öldürülen terörist sayısı başarı için yeterli sayılmıştır. Oysa örgütü ölen teröristlerinin yerini yeni katılanlarla doldurmuş, Türkiye tarafında ise çok sayıda şehit ile siyasi ve ekonomik ağır maliyetler kalmıştır. Sorun sadece askeri değildir. Çok boyutlu, kademeli ve kalıcı önlemler olmadığı sürece askeri operasyonların faydalı olabileceğini söylemek zordur.

Ayrıca sadece “askeri operasyon yapılmalıdır” deyip bırakmak da kamuoyunda yanlış izlenimlere yol açabilir. Şu ana kadar daha çok toplu ve konvansiyonel yöntemler ile bu tür operasyonlar yapıldı. Yani onbinlerce asker ve ağır silahlar sınırı ‘babadan kalma yöntemlerle’ aştı. Oysa Irak geçen sürede çok değişti. Artık teröristleri dağlarda, yerleşim yerlerinden uzak kamplarda yaşamıyorlar. Ellerindeki silahlar çeşitlendi, aldıkları lojistik birçok açıdan güçlendi. Eskiden teröristleri bulundukları inlerden çıkarmak gerekiyordu. Şimdi ise samanlıkta iğne arar gibi kalabalıklar arasından teröristleri ayırmak gerekecek. Türkiye’nin yanlışlıkla bombalayacağı bir köy operasyonun faydadan çok zarar getirmesine de yol açabilecek. Bu bağlamda tek bir askeri operasyondan çok çok sayıda ve farklı kademelerde operasyonlardan bahsetmek daha doğru olurdu.

Doğrusu Büyükanıt’ın askeri operasyon gereklidir yönündeki açıklamaları bir yönüyle ve ’de oluşan korku ve endişeleri arttırmıştır. Ancak bazı açılardan tam tersi bir etkide bulunmuş da olabilir. ABD cephesine gelecek olursak ABD bu sözlerden hoşnut olmadığını açıkça dile getirdi. Büyükanıt Paşa hiçbir şüpheye gerek kalmayacak şekilde ’nin ABD’den cesaret alarak Türkiye’yi tehdit ettiğini tüm dünyaya ilan etti. Diğer bir deyişle asıl eleştirdiği nokta ABD idi. Büyükanıt’ın “ben ona söylettirene bakıyorum, ona bakmıyorum” sözleri ABD’ye çok sert bir mesajdı. Nitekim ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sean McCormack, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın Irak’a operasyon düzenlenmesi hakkındaki sözlerini değerlendirirken  “Irak ve Türk hükümetleri, bu tehdidi yok etmek için beraber çalışmalıdır. İki taraf açısından da duygusal olan bu konuda, tek taraflı eylemlere başvurmak yerine işbirliği içinde hareket edilmesine odaklanılmalı” dedi. Böylece Türkiye’nin sınır ötesi operasyon yapmasına onay vermediklerini de açıklamış oldu. Konuşmanın ardından ABD’nin Avrupa ve Avrasya’dan sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Dan Fried de Türk yetkililerini arayarak Irak konusunda yeni bir duruş olup olmadığını sordu. Sayın Büyükanıt’ın ABD’yi de suçlayan konuşması tam da Türk Dışişleri’nin Irak’a verdiği notanın bir kopyasını ABD’ye de ulaştırdığı günlere denk geldi. Böylece ABD başkentine Türkiye’den iki sert mesaj gitmiş oldu. Doğrusu ilk mesajın henüz etkisi anlaşılamadan ikinci mesajın Ordu’nun en üst düzeyinden gitmesi zamanlama açısından iyi hesaplanmış mıydı, bunda şüphelerim var. Bazen Türkiye’nin hesaplı bir şekilde ilerlediğinden çok olaylara sürüklendiği hissine kapılıyorum. Umalım ki biz yanılıyor olalım.

Bu noktada hatırlatmak isteriz. Irak’ın kuzeyinde bir değil, birden çok sorun var. Bizlere düşen bu sorunları birbirinden ayırmak ve her birini kendi içinde izole ederek ayrı ayrı mücadele etmek. Bunlar birbiriyle ilgili olabilir, birbirini beliyor olabilir. da, de bunları ilişkilendirerek Türkiye’yi zor durumda bıyorlar. Bu oyuna Türkiye kendi ayaklarıyla düşmemelidir. Ayrıca burada silahlı bir mücadeleden çok bir sinir harbi yaşanmaktadır. Öfke ile kalkan zararla oturacaktır. Sabrı ve sinirleri kuvvetli olan burada kazançlı çıkacaktır. Türkiye’nin ve diğer gruplar karşısında 1.000 yıllık devlet tecrübesini ve birikimlerini yansıtır bir duruş sergilemesi gerekecektir.

Sedat Laçiner

Konu ile ilgili diğer haberler

Irak’tan Türkiye’ye nota
Sınırda operasyon iddiası
Kato Dağı’na askeri operasyon
Türk ordusu halkımızı hedef almaz
Tanklar Kuzey Irak sınırına yollandı

Yorumlar Kapatılmıştır.

ISTILA - KITAP
KURTLESEN TURKLER - KITAP
KURTLESEN TURKLER - KITAP