İpler kimin elinde?
Terörle savaşta Amerika’dan alacağımız askeri ve teknik yardımlar elbette önemli.
Ama sürekli kafamızı meşgul eden “Biz kendi üstümüze düşeni tam yapıyor muyuz?” sorusuna inanarak olumlu cevap veremeyiz.
Her gün yeni bir şüphe ürüyor. Devleti ve toplumu koruyacak mekanizmalar etkili çalışmıyor. Fesat, ihanet hayatımızla top gibi oynuyor.
Meselâ Dağlıca baskınında kaçırılan askerleri PKK’dan teslim alan Kuzey Irak Kürt Yönetimi yetkililerinin yanında üç de TBMM üyesi DTP’li milletvekili bulunuyordu.
Bu milletvekillerinden birinin kocasının 9 yıldır bölücü örgütün dağ kadrosunda görevli, gıyabında ömür boyu hapis cezası istemiyle yargılanan eli kanlı bir terörist olduğunu bu sayede öğrendik.
PKK’ya yataklık suçundan tutuklu yargılanırken milletvekili seçilen, dokunulmazlık kazanarak hapisten çıkan başka bir DTP’li kadın milletvekilini daha önce tanımıştık.
Hepsi bu kadar mı?
Acaba günler bizi şaşırtacak yeni olaylara gebe mi?
Bütün bu olup bitenlerin DTP tarafından planlanıp eylem zeminine aktarıldığını kimse düşünmüyor. Zaten parti sözcülerinin her fırsatta belli ettikleri gibi oyun kurucu İmralı’daki bebek katilidir.
Geçen ay eski LDP Başkanı Besim Tibuk, cezaevinde bile melânetini durdurmayan Öcalan üstünde caydırıcı bir etki yaratmak adına idam cezasının “beş yıllık geçici bir süre” için tekrar yürürlüğe konulmasını önermişti.
Şu tespitleri yanlış değil:
PKK’nın bir lideri, beyni, onu yöneten bir irade vardır ve o kişi cezasını İmralı’da çekmekte olan Öcalan’dır. Teröristbaşının örgüt üstündeki mutlak otoritesi devam etmektedir.
Tibuk, “DTP’li belediye başkanlarını ve milletvekillerini seçtiren odur. Kürtlerin bir kısmı isteyerek, bir kısmı korkudan onun otoritesi altındadır” diyor.
Ve onun Kenya’da yakalandıktan sonra ne kadar uysal ve işbirlikçi olduğunu, “Türk devletinin emrindeyim” dediğini, o süreçte terörün durduğunu hatırlatıyor.
Ölüm korkusu…
Niçin?.. Cevabı çok basit:
Şehit cenazeleri bugünkü gibi gelse idam dosyası halkın baskısı ile mecliste derhal onaylanırdı çünkü.
Artık o tehlike geçmiştir ve Öcalan, İmralı’dan çıkarılması taleplerini siyasal zeminde parti ile, dağda terörle seslendiriyor.
Öcalan ne kadar tecrit edilirse terörle savaşta başarı o kadar kolaylaşacaktır. Ama bunun yolu, idam cezasını geri getirip onun üstünde ölüm korkusu yaratmak mıdır?
Bizce hayır.. Bebek katilini onurlandırmak olur bu.
Ülkenin yasaları var. Kendisini ve toplumu korumak için devlet onu tecrit edebilir.
Ölüm cezasından kurtulmuş bir terörist elebaşı, dünyanın hiçbir yerinde hücresinden katillerine emir ve talimat veremez.
O da veremesin!
Konu ile ilgili diğer haberler
Yeni Apo, Osman BaydemirDTP’nin ermeni imamı tutuklandı
DTP’liler suçüstü yakalandı
Kravatlı teröristlere davet yok
Irak sınırında savaş uçakları sorti yaptı