Uzun süredir “özellikle bunu istiyor” görünen, hakkında dava açılması için elinden geleni esirgemeyen DTP nihayet beklenen noktaya geldi.
Tarih yine tekerrür etti (ders alınmayan tarih bunu hep yapıyor) ve kapatma davası açıldı.
Başta AKP’nin Güneydoğu milletvekilleri olmak üzere bir koro da anında başladı;
“Baskıyla bu iş götürülmez.”
Burada doğru olan bu milletvekillerinin yaptığı gibi yargıyı suçlamak değil, basının sağduyulu yazarlarının yazdığıdır.
Yani; evet her parti kapatma olayında o parti kahraman durumuna geçmekte, bir başka isimle yeniden açılmakta ve tek kaybı biraz zaman kaybetmek olmaktadır.
Aksi takdirde bu ülkede zaten devlete karşı, onun huzuruna, bütünlüğüne, tarihine vb. vb. konuşan hiç kimse kaybetmiyor aksine hepsi, değerlerin erozyona uğratılması için yıllardır yürütülen çabalar sonucunda geldiğimiz noktada kazanıyor.
Uzun vadede hep kazanıyor… Bu yolu izleyenler de bunu gayet iyi anlamış durumdalar.
Onun için de hep kuralları, yasakları zorladıklarını, üstüne üstüne gittiklerini görüyoruz.
Sanki demokrasilerde devletin ve rejimin devamını sağlamak için hiçbir kural, hiçbir yasak olamazmış, olmamalıymış gibi…
Oysa “demokrasinin beşiği” denen İngiltere’de daha 10 gün önce “okuduğu şiir şiddet içeriyor” diye İslâmcı bir kadın şair yargı önüne çıkarıldı.
Kısacası kesin kurallar vardır ve hep olacaktır. Burada da asıl baskının önce DTP tarafından, hem de terör tehdidiyle yapıldığını DTP’nin kendisi öncelikle kabul etmek durumundadır. Türkiye’nin en hassas döneminde, onun Meclis’inde bir parti olarak teröristi, terör örgütünün başını savunmak, onlara “kardeşlerimiz” demek, Öcalan’ın partisiyiz, Kürdistanlıyız demek olacak iş değildir.
BİLİNÇSİZ Mİ ACABA?
Oluyorsa, yasalara, kurallara, devlete karşı inatla oluyorsa, “istediklerimiz kabul edilirse terör biter aksi takdirde…” deniyorsa aslında suçlanacak taraf görevini yerine getiren, mevcut hukuku uygulayan yargı değildir.
Yoksa hukuk hiç olmamalı mı?
Türkiye’de devlete, millete karşı her eylem “ifade özgürlüğü” kapsamına mı alınmalı?
Bilemem, cevabı hukukçular bilir. Ben kafamda oluşan soruları bilirim.
Acaba DTP’nin kapatılması (nasılsa hemen yeni parti açılacaktır ama) konuyu “PKK terörü”nden çıkarıp “Kürt sorunu” haline getirmeye mi yarayacak?
Acaba söylemlerini giderek daha cüretkâr hale getirmeleri kapatılmayı sağlarsa bugün Türkiye’nin karşılaştığı saldırılar sonunda haklı “sınır ötesi harekât” isteğini destekleyen ABD, AB ve onların medyaları “Kürtlere baskı var, antidemokratik uygulamalar oluyor” diyerek farklı bir tavır mı sergileyecek?
DTP’yi “terör örgütünü ve elebaşısını destekleyen parti” durumundan çıkarıp “Kürt partisi değil mi, hep kapatılıyor”a getirerek Türk-Kürt ayrımı yapıldığı imajını mı yayacak?
Meclis’te her sorunu demokratik şekilde halletme imkânı olan bir partinin en kanlı terör eyleminden sonra art arda yaptığı çıkışlar, sunduğu istekler bu soruları düşündürüyor.
Yoksa yine ben mi fazla soru üretiyorum?
Konuyla İlgili Diğer Haberler:













