Barzani Neden Böyle Konuşuyor?
Kimilerine göre Irak Kürt liderleri Mesut Barzani ve Celal Talabani Türkiye’ye ihanet ediyor. Geçmişte Türkiye kendilerine yardım etmesine karşın, şimdi bunlar Türkiye’yi tehdit ediyor. Özellikle Barzani’nin “eğer Türkiye Kerkük’e karışırsa biz de Diyarbakır’a karışırız” şeklindeki sözleri bardağı taşıran son damla oldu. Türkiye kamuoyu dünün aşiret reisinin Türkiye’ye nasıl olup da böyle bir tehdit savurabildiğini anlayamadı doğrusu. Oysa ki bu tehdit Barzani’nin ilk açıklaması değildi. Hatta Talabani de buna benzer bazı açıklamalarda bulunmuştu. Ne yazık ki, Türkiye sürekli olarak içeride düşman oluşturmakla meşgul olduğundan, burnunun dibini dahi görmekten aciz bir durumda.
Kimilerine göre Barzani ve Talabani’nin bu tür konuşmalarının nedeni Irak’ın kuzeyinde fiili bir devletin kurulmuş olması. Kuzeyde ABD eliyle, İsrail ve İngiltere desteğiyle bir Kürdistan devletinin fiili olarak kurulduğu iddia ediliyor. Bölgenin ayrı bir meclise, merkez bankasına, üniversiteye vs. sahip olması da bu devletin kanıtı olarak sunuluyor.
Gerçekten de Orta Irak’tan Kuzey Irak’a geçerken gerçek bir sınırla karşılaşıyorsunuz. İran-Irak ya da Suriye-Irak sınırında olandan daha ciddi kontroller bu bölgede var. Peşmergeler’in izni olmadan kuzeye geçmek zor. Irak’ın diğer bölgelerinden gelen Araplar Erbil’de yabancı bir ülkede gibi yaşadıklarını itiraf ediyorlar. Kerkük’te Türkmen ya da Arap olmak zor iş. Her yerde Irak değil, Kürt bayrakları dalgalanıyor…
Fakat tüm bunlara rağmen Kuzey Irak’ta gerçek bir Kürt devleti kurulduğunu söylemek için hala erken. Çünkü devletler binalarla kurulmaz. Devletleri milletler kurar, ortak idealler ve ortak düşmanlar kurar. Aksi taktirde kurulan şey devletten çok başka bir şeye benzer. Barzani’nin en son açıklamaları da bu çerçevede değerlendirilmelidir. Barzani bilinçli olarak ortamı kendi çıkarları doğrultusundave Türkiye’yi belli bir noktaya getirebilmek için germektedir, çünkü hala bir Kürt milleti oluşturamamışlardır:
Kürtler sanılanın aksine Irak’ta gerçek bir millet birlikteliği içinde değillerdir. Çok sayıda Kürt aşireti vardır. Bunlar arasındaki farklar benzerliklerden çok daha fazladır. Bugün Barzani güçlü olduğu için itirazlar düşük bir tonda seslendirilmektedir. Ancak aşiretler arasındaki farkları istismar eden biri çıkarsa Kuzey Irak’ta kan gövdeyi götürür. Kürt Kürtü boğazlar, kimse de ayırmaz… Aynı şekilde Barzani ile Talabani’yi ABD birarada tutuyor. Aralarındaki gerginlik şu anda ‘ganimeti paylaşma’ düzeyinde. ABD parayı kesse, ya da birlikteliği teşvik etmekten bir an olsun vazgeçse bu ikili de tekrar birbirine girebilir. Kürdistan devletinin en önemli kanıtlarından biri olarak sunulan Merkez Bankası, ya da diğer kurumlar da hala sözde kurumlar. Tüm paralar Barzani ve Talabani’nin şahsi paralarında. Hesaplar İsviçre’de. Bir sorun çıksa Barzani de, Talabani de İsviçre’de Irak’la hiçbir bağları olmadan yaşayabilecek servetlere sahipler. Bakmayın siz Türk gazetelerinin Erbil’i Paris gibi gösteren yazılarına. Kuzey Irak’ta ekonomik kıpırdanma sorunların çözüldüğü anlamına gelmiyor. Gelir dağılımı son derece bozuk. Barzani ve Talabani’ye yakınsanız bir işiniz var demektir. KDP ya da KYP’den bir kağıt alamadıysanız inşaatlarda işçi olmanız bile zor. Dağlardan, tepelerden getirilip Kerkük çevresine yerleştirilenler ayrı bir sorun. Barzani-Talabani ikilisi adeta bir kumar oynuyor. Bu kişilere uzun vadede iş ve aş sağlayamazlarsa, dengeler Türkmenler ve Araplar lehine birden değişirse siz o zaman seyreyleyin gümbürtüyü.
KERKÜK: IRAKLI KÜRTLERİN KIZIL ELMASI
Tüm hesaplar Kerkük üzerine yapılmış durumda. Kerkük’ün kuzeyinde de petrol var. Tak Tak bölgesi petrol olan yerlerden biri. Ancak Kerkük petrolleri ile bu petrolleri karşılaştırmak dahi komik olur. Kerkük yoksa Kürtlerin petrolü var denemez. Kerkük dünyanın en kaliteli ve çıkarılması en kolay petrollerine sahip. Üstelik rezervler öylesine büyük ki. Kerkük’ü ele geçirmiş bir Kürt bölgesi Kuveyt’ten daha zengin demektir. Barzani’nin de, Talabani’nin de gözünü döndüren işte bu ekonomik güç. Bu para sayesinde olmayan bir milleti oluşturmayı hedefliyorlar. Barzani’nin aşiretlerden bir millet oluşturma planının en önemli ayağını Kerkük oluşturuyor. Kerkük petrolleri sayesinde etrafına para saçacak, Kürtleri para ile millet yapmaya çalışacak. Silah alacak, binalar dikecek vs. Yani Saddam Hüseyin’in, Kaddafi’nin yolunu izleyecek.
Kerkük’ün Irak Kürt bölücülüğünde bir diğer rolü de ortak bir hedef sunmada ortaya çıkıyor. Eğer bir halkın ortak idealleri yok ise onlar millet olamazlar. Barzani Kerkük’ü bir tür ‘kızıl elma’ olarak sunarak Kürtleri ortak bir cephede birleştirmeye çalışıyor.
ORTAK DÜŞMAN İHTİYACI
Para da, ortak ideal de önemli. Ancak bir millet ancak ortak sorunları birlikte aşarak, ortak bir düşmana birlikte karşı koyarak gerçek bir millet olabilir. Oysa Iraklı Kürtler Saddam Hüseyin döneminde bu konuda çok kötü bir örnek verdiler. Barzani ve Talabani grubu birbirlerini yok etmek üzereyken çoğu kez araya giren Türkiye ve ABD onları korudu. Kuzeyde Kürdün Kürde yaptığı eziyeti bazı dönemlerde Saddam Hüseyin dahi yapamamıştır. Barzani’ye yan gözle bakmak Kuzey’de büyük cezalandırmanın en kolay sebebiydi. Bu bağlamda Herkiler ile Barzani arasındaki rekabetin bir aşiretin sonunu getirecek noktaya varması ibretliktir. Kısacası Irak Kürtleri ortak bir düşmana karşı omuz omuza, bir millet olarak savaşmamışlardır.
Bugünkü tablo da onları millet haline getirememektedir: Bugün Peşmergeler ABD’nin emrinde Irak’ın çeşitli noktalarında birçok ‘pis işi’ yaptılar. Bu nedenle Irak’ta Kürtlere diş bilemeyen yok gibi. Üzerlerine sıçrayan ‘hain’ damgası gelecekte de Araplarla Kürtleri karşı karşıya getirecek bir nefret tohumu gibi: İsrail ajanı Kürtlerin Irak’taki faaliyetleri gözlerden kaçmıyor. ABD, İsrail ve İngiltere tarafından yetiştirilip İran içlerine saldırılar düzenleyen Kürtler de bir başka savaşçı Kürt grup. Fakat dikkat ediniz, işgalci ile omuz omuza içeride ve dışarıda saldırılar düzenlemek Kürt aşiretlerini birleştirici bir motor güç sağlayamaz. Tam tersine bir Kürt ulusçuluğu gelişecek olsa bile bu tür eylemler bunu güçlendirmez, zayıflatabilir.
Bu şartlar altında Barzani liderliğindeki Kürtçü hareketin güçlü bir düşmana ihtiyacı var. Barzani bunun için kutuplaşma oluşturmaya çalışıyor. Kutbun bir tarafına kendisini yerleştiriyor. Diğer tarafa ise Türkiye’yi. Eğer Türkiye’yi bir düşman olarak Irak Kürtlerinin zihnine yerleştirebilirse buradan bir Kürt milleti çıkarabilir. Eğer Türkiye gibi ciddi bir tehdit oluşturabilirse Kürt milliyetçiliğinin gerçek bir şansı var demektir.
Peki, neden Türkiye seçiliyor?
Çünkü İran ya da Suriye bu rolü oynamaz ve oynayamaz. İran’ı tehdit ederseniz bir saat sonra Erbil’de bombalar patlamaya başlar. İran Barzani’nin tehditlerine silahla, saldırıyla, misliyle yanıt verir. Suriye’yi tehdit etmek ise başka nedenlerden milletleşme yolunda çok da etkili bir yöntem değildir. Oysa Türkiye eski Osmanlı’nın devamı olarak kolaylıkla emperyalist bir devlet olarak sunulabilir. Düşman olarak yeterince büyük olmasına karşın, Türkiye’nin İran gibi misillemelerde bulunmasının da zor olduğu sanılmaktadır. Demokratik bir ülke olarak Türkiye 2003 Irak Savaşı’ndan bu yana sürekli sert konuşan, ama hiçbir şey yapamayan bir ülke izlenimini vermiştir. Bu tespit bir ölçüde yanlış bir tespit de olsa Barzani, Türkiye’nin her tehditkâr açıklamasından sonra bir şey yapamadığını görerek daha cüretkâr olabilmiştir. Türkiye’nin sadece konuştuğu, ama hiç birşey yapamadığı izlenimi ne yazık ki bölgede hızla güçlenmektedir.
Bunlara ek olarak Barzani Türkiye’nin ‘nasırı’nı da tespit etmiştir. PKK, Diyarbakır vs. dediğiniz zaman Türkiye’de feryat figan ayağa kalkmayacak kimse yoktur. Barzani bu yönde ne zaman bir açıklama yapsa Başbakanından Genelkurmay Başkanına kadar hemen herkesin gündemine girebilmektedir. Türkiye’deki terör, Kürt ve Güneydoğu sorunları Barzani’ye iyi bir ideolojik derinlik ve istismar alanı sunmaktadır.
Barzani hem şu ana kadarki açıklamalarını sürdürecektir, hem de PKK terörünü olabildiğince kullanmaya devam edecektir. Çünkü PKK bu oyunda Barzani tarafından Türkiye’yi durduracak önemli bir araç olarak görülmektedir. PKK olduğu sürece Türkiye’nin bölgede zayıf kalacağını ve Kürt sorununun Türkiye’nin zayıf karnı olduğunu hesap eden Barzani elinden geldiğince PKK terörünün sürmesini isteyecektir. Böylece dışarıda Türkler ‘ölüm gösterilerek sıtmaya razı edilecek’, Kuzey Irak’ın içinde ise Türk-Kürt gerginliği beslenerek bir Kürt milleti yaratılmaya çalışılacaktır.
Barzani kutuplardan birini oluşturdu ve bekliyor. Türkiye onun istediği rolü oynadıkça Barzani başarı yolunda ilerleyecek. Kısacası Irak’taki Kürt milleti ve milliyetçiliği de Türkiye eliyle oluşturulmaya çalışılıyor. Türkiye bu hatayı PKK terörü ile mücadele ederken çok sık yaptı. Eğer aynı hataları Kuzey Irak’ta da tekrarlar ise hem içeride, hem de dışarıda kendi kendisine zarar vermeye başlamış demektir.
Sedat Laçiner
Konu ile ilgili diğer haberler
Barzani ve Talabani’yi böyle teşhir etti!Barzani’den sürpriz PKK açıklaması
Diyarbakır ADD’den Barzani için suç duyurusu
ABD uçakları teröristleri böyle görüntüledi
Barzani meydan okudu!