Niçin böyle oldu? Söylendiği gibi bu; Türkiye’ye kurulmuş pis, hile ve desise dolu bir tuzak mıdır? Avrupa Birliği (AB) ile görüşmeleri yürütmekte ve ilişkileri en hatırlı düzeye çıkartmakla görevli genç bakanımız, Başmüzakereci Ali Babacan’ın yüzüne söylediler.

Efendiliği terk ettiler.

Kibarlığı unuttular.

“Cut the crap” dediler.

Ali Babacan, Brüksel’de kürsüde “AB’ye uyumlanmak, vidalanmak, kriterlere kilitlenmek” konularında ne kadar samimi bir istek içinde olduğumuzu anlatırken; “Cut the crap” diye terbiyesizce bağırdılar.

Palavrayı kes demekmiş.

Ne istiyorlar?

AB bir yandan terbiyesizleşiyor, ABD öbür yandan hainleşiyor. Biri stratejik ortağımız olmaktan çıkıp, “stratejik hainimiz” olmaya, diğeri “vidanlamayı arzu ettiğimiz birlik” olmaktan vazgeçirmeye çalışıyor.

İkisi isteseydi!

PKK terörü olmazdı.

Soykırım yalanı biterdi.

AB hedefi sürerdi.

ABD dostumuz kalırdı.

Türk Ordusu’nun Kuzey Irak’a girmesine; dağları, ovaları bombalamasına, AB ve ABD tarafından ve Barzani levye yapılarak desteklenen PKK kamplarında katil terörist kovalamasına gerek kalmazdı.

iii

İki büyük katliam yaşandı.

İkisini de anlayamadık.

Netleştiremedik.

Ankara’daki iyi gazeteciler de nedense “üzerine gitme… aydınlatma… sorgulama” ihtiyacı duyamadı. 15 köy korucusunun, yanlarında 5 yaşlarında bir çocuk, minibüs içinde taranarak öldürülmesi ve Gabar Dağı’nda yani kendi dağında Komando Tugayı’na bağlı 18 kişilik, çoğu onbaşı ve subaylardan kurulu, en iyi eğitimi almış, teröristle mücadele için özel olarak eğitilmiş timin pusuya düşürülmesiyle 13 şehit verildi.

Bu nedir?

Orduyu Kuzey Irak’a çekme kışkırtması mıdır? ABD’nin Irak’ı işgale hazırlandığı “tezkere günlerinde” Türk Ordusu’nun da ABD ile beraber Irak’a girmesini isteyenler, şimdi ağız değiştirdi.

Ordu girmesin diyorlar.

ABD çağırırsa girsin.

ABD karşı ise girmesin.

Girerse ABD bozulur.

Türkiye, ABD ile çatışır.

Türkiye, İsrail ile savaşır.

Çünkü Barzani’nin Kuzey Irak’ta sahip olduğu 100 bin kişilik orduyu İsrailliler eğitti ve ABD’liler de 80 bin tabanca, 110 bin M 16 ve AK 47 tipi otomatik tüfek, 115 bin çelik miğfer, 85 bin askeri yeleği “kayıp oldu” yalanını uydurarak verip bu 100 bin kişilik orduyu donattılar.

iii

Türk Ordusu Irak’a girmesin.

Zaten 24 defa girdi.

Sonuç alamadı.

Ordu ne yapsın?

Kendi dağında şehit olsun.

Ordu Irak’a girerse ABD ile çatışır ve bu çatışma Türkiye’yi PKK’nın istediği biçimde böler.

Askerini vursunlar.

Köylünü kurşunlasınlar.

Ordu, uluslararası hukuktan doğan hakkını kullanarak “sıcak takiple gidip onları” vurmasın. ABD Temsilciler Meclisi’nde Başkan Pelosi Hanım, ahşap çekici zarif bilek hareketleriyle masaya vurarak; “Türklerin dedeleri Ermeni soykırımı yaptı” kararını açıklarken ve Brüksel’de bizim Bakan Ali Babacan’ın yüzüne “Palavarayı kes…” diye bağırırlarken, kendi dağlarımızda ordumuzun en iyi yetişmiş komondo subayları, ABD ve AB’den destek alanların hain pususuna düşürülüp şehit edilirken…

Zor günlere girdik.

AB ile vidalanacaktık!

Irak’a giriyoruz!

Haberlerimizi Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Twitter
  • co.mments
  • eKudos
  • Live
  • Mixx
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Ping.fm
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Yahoo! Bookmarks

Konuyla İlgili Diğer Haberler:

  1. Kuzey Irak Kürtlerine geçiş yok
  2. Kuzey Irak sınırına binlerce peşmerge yığıldı
  3. Kuzey Irak maceradır
  4. Kuzey Irak Yönetimi’ne düşen görev
  5. ABD-PKK-DTP ve Kuzey Irak kumpası!