F Tipi Cezaevinin Özellikleri Nelerdir? Neden Karşı Çıkılmaktadır?

Kim bu güzel vatanı bölmek isteyen bir teröristin, koşulları süper bir ortamda cezasını çekmesini ister?

Çocuğu hiç acımadan öldürülen bir ana, katilin rahat koşullarda cezasını çekmesini ister mi?

Vatanını genç yaşta korumak için, sınır illerimizde soğukta ve sıcakta ömrünün baharında askerlik görevini seve seve yapan erbaşımız, uzaktan gelen bir kurşunla ölecek ve ailesi F tipine karşı olacak, bu mümkün müdür?

Katiller, silahlı ve silahsız teröristlerin rahat koşullarda cezalarını çekmesini kim ister? F tipini protesto edenler hangi şehit annesine, hangi polis babasına, hangi öksüz yavrucuğa sormuşlar?

F Tipi’ne karşı olanlar, bu vatanda yanlışlık sonucu doğmuş, kamusal hakları ellerinden alınmış canileri savunanlardır. Kimse yoğurdum ekşi demez. Herkesin bir hikayesi vardır, ama en ağır suçları işleyenler, en ağır koşullarda cezalarını çekmelidirler.

F Tipi cezaevleri zaten işkence merkezleri değildir. Bu tip cezaevleri 1-3 kişilik koğuşlardan oluşur. Mahkumlar sıkı denetim içindedirler, diğer koğuş sistemindeki gibi bir arada yaşayamazlar, isyan çıkaramazlar, vatana karşı şova yönelik eylem yapamazlar. Bu da ne yazık ki birilerinin işine gelmiyor herhalde.

MazlumDer.Org sayfasından aldığımız, “mazlum kelimesinin içine edenlerin” kurduğu sitenin içinden aldığımız yazıyı yorumsuz olarak siteye ekliyoruz. Varın siz karar verin, ağır şuçlar işlemiş bireylere bu uygulamalar hak mıdır değil midir?

Bolu F Tipi Cezaevi İçin Bildirilen Sorunlar:

1- Cezaevinde halen en temel sorun “tecrit” uygulamasıdır. Mahkûmların tümü, üçer kişilik koğuşlarda kalmaktadırlar. Mahkûmlar; diğer mahkûm ve tutuklularla hertürlü irtibatın kesilerek “yalnızlaştırma”ya tabi tutulduklarını, bu “tecrit”in sadece üçer kişilik koğuşlara kapatılmakla sınırlı olmayıp sosyal alanları (kütüphane vs.) kullanırken de devam ettiğini, sosyal alanlarda bir başka mahkûm veya tutuklu ile en ufak bir sohbet nedeniyle disiplin cezasına tabi tutulduklarını, “tecrit” uygulamasındaki şikâyetlerinin Cezaevi İdaresinden ziyade cezaevindeki “tecrit” koşullarından kaynaklandığını, F tipi ile ilgili yasal düzenlemelerin “tecrit”e yönelik olduğunu, bu yasal düzenlemelere bir de cezaevi idaresinin uygulamaları eklendiğinde insani bir hayattan mahrum olduklarını, sosyal alanlardan tam olarak yararlansalar bile bir mahkûmun görebileceği başka mahkûm sayısının 10 kişiyle sınırlı olduğunu beyan etmişlerdir.
“Tecrit” durumu psikolojik olarak mahkûmları zorlamaktadır. Güvenlik tedbirleri artık paranoya haline gelmiştir ve güvenlik gerekçesiyle mahkûmların hakları ihlal edilmektedir. Bu nedenle, mahkûmlarda bedensel rahatsızlıklar ortaya çıkmaya başlamıştır. Memurlar bile bu güvenlik paranoyasından rahatsızlıklarını belirtmektedirler.

2- Mahkûmla Avukatının görüşme yaptığı kabinin dışında bekleyen görevli, görüşmenin tüm ayrıntılarını duyabilmektedir. Bu da cezaevi idaresi ve cezaevinin şartlarıyla ilgili şikâyetlerini dillendirememesine neden olmaktadır. Avukatın görüşme yaptığı kabin ile görevlinin bulunduğu yer arasına çift camlı bir bölme konmuşsa da, Avukat içeriden görevlinin yaptığı en küçük konuşmaları dahi duyabilmekte, görevli de içerideki konuşmaları idare duyabilmektedir.

3- Mahkûmlara, sosyal alanlar, iletişim imkânları ve benzeri imkânların kullandırılmasını bir formalite olarak görmektedirler. Güvenlik gerekçesi ile iletişim imkânlarının gerek kişiler yönünden gerek zaman ve mekân yönünden sınırlandırıldığını, dönüşümlü olarak, bir hafta açık spor alanına, bir hafta da kapalı spor alanına altışar kişilik grupla çıkarıldığını, 6 kişi ile herhangi bir oyun vb. sosyal faaliyet imkânı bulunamadığını, Bakanlığın öngördüğü sayı 10 kişi olmasına karşın güvenlik gerekçesiyle idarenin 6 kişide ısrarcı davrandığını, 6 kişinin belirlenmesinde kişilerin iradesinin dikkate alınmadığını, bu 6 kişinin İdarenin üç aylık dönemlerle kendi uygun gördüğü kişilerden müteşekkil olduğunu, bu nedenle kişilerin tanışması ve kaynaşmasının olamadığını, sosyal alanlarda kalma süresinin kısıtlı tutulduğunu, açık (yeşil saha) alana ise sadece yazın ve 15 günde 1 saat çıkarıldıklarını, bu imkânın da resmi veya dini bayramlardan birine denk gelmesi halinde iptal edildiğini, kışın “çamur oluyor” gerekçesiyle yaklaşık 6 ay açık alana çıkarılmadıklarını, bu mağduriyet için İnfaz Hâkimliğine yaptıkları şikâyete cezaevi idaresinin “sahanın tadilatta olduğu ve çim yetiştirdikleri” şeklinde cevap verdiğini, havalandırma alanının gökyüzüne bakan kısmındaki küçük bir alanın dahi güvenlik gerekçesiyle dikenli telle çevrilerek doğrudan gökyüzünü görebilme imkânlarının da kısıtlandığını beyan etmişlerdir.
Anılan nedenlerle mahkûmlara sunulan sosyal imkânların içi boşaltılarak işlevsiz hale getirildiği tespit edilmiştir.

4- Sosyal alanlarda, haftada bir hoca eşliğinde çini, resim dersleri, 15 günde 1 saatte kütüphaneden yararlanma imkânı veriliyor. Ancak, mahkûmlar iş yurtlarında çalışmak isteseler de “personel az” denilerek bu tür imkânlardan yararlanmalarına engel olunmaktadır.
Bu imkânlardan yararlanan hükümlüler 9 kişilik gruplara ayrılarak sosyal alana çıkabiliyorlar. Grupların oluşturulmasında idare tamamen keyfi davranarak karşıt görüşteki hükümlüleri aynı grup içinde sosyal alana çıkartmaktadır. Bu keyfi uygulama da ileride pek çok sorunu ortaya çıkartabilir.

İdare daha önce saz kursu açmış, mahkûmlar bu kursa devam etmek için birer saz edinmiş, fakat kurstan sonra “her koğuşta tek bir saz olacağı” gerekçesiyle idare diğer sazları toplamış, saz öğrenmeye devam etmek isteyenler de kursa devam edememişlerdir.

Sosyal alanlara çıkış küçük bahanelerle iptal edilmektedir. Örneğin kütüphanede bir başka mahkûmla yapılan en ufak bir konuşma “kütüphane amacı dışında kullanmıştır” şeklinde değerlendirerek sosyal alanlara çıkış iptal edilmektedir.

5- Mahkûm ve tutuklu yakınlarının cezaevi ziyaretlerine ilişkin sorunlar halen devam etmektedir.
Ziyaretler 1 saat ile sınırlıdır ve bu 1 saat ziyaret gününün herhangi bir saati değil, her mahkûm için önceden belirlenmiş bir saattir. Aynı şehirde oturan iki mahkûmun ailesi çocuklarını ziyaret etmek istediğinde; a) ziyaret günlerinin aynı olması ve b) ziyaret saatlerinin yakın olması gerekir ki aileler birlikte ziyarete gelebilsinler. Ziyaret günlerinin farklı olması halinde, maddi durumu yetersiz uzak illerden ziyarete gelecek aileler birlikte gelememekte, birlikte gelseler de farklı saatler nedeniyle saatlerce beklemektedirler.
Özellikle ayda bir yapılan açık görüşlerde sıkıntı yaşanmaktadır. Ziyaret yeri çok küçük olduğu için görüşmeler sağlıksız cereyan etmektedir. Aileler içiçe oturmak zorunda kaldığı gibi gardiyan da yer darlığı nedeniyle ailelerin başlarında dikilmekte, bu nedenle de aile mahremiyetine özen gösterilmemektedir. Daha geniş mekânlar bulunmasına rağmen personel yetersizliği gerekçe gösterilerek kullandırılmamaktadır.

6- Telefon görüşmeleri haftada 10 dakika ile sınırlıdır. Telefon ile görüşülecek kişi ve numarası önceden tespit edilmekte ve 10 dakikalık görüşme süresinin tamamını bir yakını için kullanmak zorunda bılmaktadırlar. Bir kişi ile kesintisiz 10 dakika görüşmenin zorluğu da ortadadır. Örneğin 3’er dakika ile üç ayrı yakını ile görüşememektedirler. Bu da sürenin daha verimli ve çok sayıda yakın ile görüşülmesine imkân verecek şekilde kullanılmasına engel olmaktadır.

7- Cezaevine gelen mektuplar biriktirilerek topluca dağıtılmakta, bu da gecikmeye neden olmaktadır. Bir mektup cezaevine ulaştıktan 15–20 gün sonra mahkûmların eline ulaşmaktadır. Mektuplarla ilgili şikâyetin daha önceki cezaevi ziyaretleri sırasında kısmen düzeldiği gözlemlenmişken, şikâyetler son ziyarette yeniden dillendirilmiştir.

8- Yeni Bolu Cumhuriyet Savcısının göreve başlamasından bu yana hücre aramalarında fark edilir bir tavır ve davranış değişikliği meydana gelmiştir. Mahkûmlar bu değişimin neden kaynaklandığını personele sorduğunda personel “yeni Cumhuriyet Savcısının kendilerini çok sıkıştırdığını, aramaların özellikle SERT yapılmasını istediğini” söylemişlerdir.
Aramalarda insan onurunu zedeleyecek davranışlarda bulunan personel, aramayı amacından saptırarak eşyaları dağıtmakta, mahkûmların psikolojisini bozacak davranışlar sergilemektedirler. Arama sağlıksız bir şekilde ve temizliğe riayet edilmeksizin yapılmaktadır. Mevzuatta aramanın “eldivenle” yapılacağı belirtildiğinden, bu kurala şeklen riayet edilmekte, ancak personel bir hücrede klozeti aradığı eldivenle, diğer hücrede yiyecekleri, mahkûmların üstlerini ve eşyalarını aramaktadır.

9- Personel, cezaevine nakillerin yapıldığı ilk günlerdeki gibi şiddet uygulamakta, ancak idare, mahkûmlara yaklaşımında “güvensizlik” izhar eden ve her talebin “ardında ne var” diye aşrı şüpheci davranış sergilemektedir. Personel şiddet uygulamamakla beraber, özellikle yeni Cumhuriyet Savcısının tayininden sonra cezaevi kurallarını daha sert ve anlayış göstermeksizin uygulamaktadır.

10- Havalandırma alanlarının kapıları, diğer F Tipi cezaevlerinde akşam sayımıyla birlikte (20:00’da) kapanmaktayken, Bolu F Tipi cezaevinde 16:00’da kapanmaktadır.

11- Kanunen yasak olmadığı halde, mahkûmların talebine rağmen bazı dergiler cezaevine sokulmamakta, gerekçesi sorulduğunda ise “bayide yok” gibi cevaplar verilmektedir. Mahkûmlar, “Yasak yayın” niteliğinde olmayan özellikle dergilerin teminin niçin zorlaştırıldığını, cezaevi için gizli bir “yasak yayın” listesinin var olup olmadığını merak etmektedirler.

12- Hücrelerde haftada en çok 3 kitap bulundurulabilmektedir. Bu nedenle, araştırma ve inceleme yapmak isteyen mahkûmlar sıkıntı çekmektedir. Özellikle Kuran-ı Kerim üzerine inceleme yapacak olan mahkûmlara Kuran’ın Arapçası ve Türkçe meali verildiğinde zaten haftalık kitap hakkı dolduğu gerekçesiyle başka bir Türkçe meal verilmemektedir. Cezaevi kütüphanesi, kitap çeşitliliği bakımından halen yeterli hale getirilememiştir.

13- Hücrelere haftada üç gün, bir saat sıcak su verilmektedir. Tuvaletlerdeki sifon sistemi çok kötüdür. Bloğun her hangi bir koğuşunda çalışan sifon tüm hücrelerde duyulmaktadır. Öyle ki bir mahkûmun kulağında duymaya ilişkin sorunlar oluşmuştur. Sifon sisteminin bazı ülkelerde taciz mahiyetinde inşa edildiği haberleri karşısında F Tiplerinde de aynı kasıt olduğunu düşünülmektedir.

14- Türkiye şartlarında soğuk bir iklimi bulunan Bolu’da, cezaevinin Kalorifer ve sıcak su tesisatının gün aşırı çalışmıyor olması, mahkûmların sağlık problemini arttırmaktadır. Mahkûmlar kaloriferin niçin çalışmadığını, sıcak suyun niçin akmadığını sorduklarında “arızalı, tamir ediliyor” cevabını almaları olağan hale gelmiştir. Niçin bu kadar sık arıza yaptığını da mahkûmlar merak edilmektedir.

15- Cezaevi idaresi koridorları zaman zaman boyamakta ancak hücreleri boyamamaktadır. Hücrelerin boyanması talep edildiğinde ise “boyanın ve boya bedelinin hücredeki mahkûmlarca karşılanması halinde boyanacağı” söylenmektedir.

16- Cezaevinde çıkan yemekler lezzetsiz hatta bazen yenemeyecek kadar kalitesiz çıkmaktadır. Bunun nedeni personele sorulduğunda “Bolu ilindeki tüm cezaevlerine giden yemeğin Bolu F Tipi cezaevinde piştiğinden kalitenin düştüğü” belirtilmektedir. Mahkûmlar, sorunun bu kadar basit olması halinde çözümün de kolay olması gerektiğini, aksi halde aç kaldıklarını veya yedikleri yemekten dolayı sağlık problemlerinin arttığını ifade etmektedirler.

17- Her hücrede, idarenin anons yapabilmesi için haporlor bulunmakta ve bu hoparlörlerden günün her saati yüksek sesle anons yapılmaktadır. Bu anonsların büyük çoğunluğu cezaevi personeli arasında iletişimi sağlamak amacıyla yapılmaktadır. Aranan personel, hücre bölümünde değil koridorlarda olduğu halde anonsun her yerde ve yüksek sesle yapılıyor olması, istirahat halinde olan, hasta olan veya ibadetle meşgul olan mahkûmları rahatsız etmektedir.

18- Mahkûmlar, hastane, telefon görüşmesi vb. her türlü hücre giriş ve çıkışlarında yalınayak beton üzerinde bekletilmektedirler. Böyle bir uygulama yönetmelikte bulunmadığı halde keyfi olarak uygulanmakta ve bu da mahkûmların sağlık problemlerini arttıran bir başka neden olmaktadır.

Mahkûmların bu ve benzeri sıkıntılarını dillendirebilecekleri, yöneltebilecekleri bir sistem de bulunmamaktadır. Personele iletilebilmekte ancak personel de memur olduğundan durumu üstlerine bildirememektedir. Bu şikâyetler yazılı olarak iletildiğinde ise ya hiç cevap verilmediğinden veya geçiştirici cevaplar verildiğinden, sağlıklı işleyen bir sistem mevcut değildir. İnfaz hâkimliği ihtiyaçları karşılayamamaktadır. Dilekçe yazmak, belirli bir süre beklemek şikâyet konusunun dile getirilmesini anlamsız kılmaktadır. Cevabın uzun sürmesi ve bürokrasi nedeniyle ihtiyacı karşılamıyor. Özellikle acil (süreli) sıkıntılarda olumlu bir karar çıksa bile faydasız kalmaktadır.

19- 2,5 yıl sonunda mahkûmlar F Tipi Cezaevlerinin “mimari” olarak da insan sağlığını tehdit ettiğini bizzat yaşayarak görmüşlerdir. Zira mimari olarak alanların dar ve küçük olması nedeniyle mahkûmların gözlerinde rahatsızlıklar ortaya çıkmaya başlamış, doktora gidebilen mahkûmlara doktor “gözlerin geniş alanlara bakamaması nedeniyle kornea ayarının bozulduğunu, bunun da ileride ciddi göz rahatsızlıklarına sebebiyet vereceğini” belirtmiştir. Görüştüğümüz mahkûmlardan infazı en az kalanının 12 yıl olduğu düşünüldüğünde, rahatsızlıkların ne dereceye çıkacağı tahmin bile edilmemektedir.

Cezaevindeki mahkûmların sağlık problemleri zamanla aynîleşmeye başlamıştır. Son bir yılda ortaya çıkan bedensel rahatsızlıklar özellikle, kulak, göz ve kaslarla ilgili şikâyetlerdir.

20- Kantinde satılan malzemeler ya bozulmaya yüz tutmuş, ya defolu veya sahte/taklit ürünlerdir. Cezaevi kantininde satılan tüm malzemeler cezaevi saymanlığınca İhale yolu ile satın alındığından ürün temini yasal prosedür içinde görünmektedir. Mahkûmlar, ihaleye katılan tüm firmaların bozulmaya yüz tutmuş, defolu veya taklit ürünlerle mi ihaleye katıldığını merak etmektedirler.

Kantinde satılan eşyalar bozulmaya yüz tutmuş, defolu veya taklit olmasına karşın kaliteli ürün fiyatından satılmaktadır. Bolu gibi iklim olarak soğuk bir ilde ihtiyaç bulunmasına karşın kışın eldiven, kaşkol, şapka ve kışlık çorap bulunmamaktadır. Niçin getirilmediği sorulduğunda ise “ihale yapıldı, gelecek” denmektedir. Cezaevinde son iki kışı geçirmiş olan mahkûmlar, daha önce de kışlık malzemenin kış mevsimi biterken getirildiğini, kendileri temin etmek istediklerinde ise “yasak” denilerek izin verilmediğini beyan etmektedirler.

Konu ile ilgili diğer haberler

TAYAD’lılar AP’nin bürosunu bastı
TAYAD’lılardan köprüde eylem
İHD tecridi protesto için eylem yaptı
Grup Yorum açlık grevinde
Tunceli’de avukatlar açlık grevinde

Yorumlar

  1. ibne öcalan
    June 28th, 2006
  2. Trabzonlu
    June 29th, 2006

    Eeeeeeee buraya ben yorum yazmayayım da kim yazsın bir Trabzonlu olarak.Trabzon halkı için yobaz,barbar diyen o kara cahiller,neyin ne olduğunu bilmeden bir halkı böyle suçladınız,TAYAD’lılara destek çıktınız.F tipi cezaevinin olmadığı bir şehirde F tipi cezaevlerine karşı eylem yapılmasının ardındaki amaçları düşündünüz mü?Böyle milliyetçi bir şehri kötü göstermek,yandaşlarını buraya toplamak,buradaki milliyetçi birliğini sindirmek olduğunu anlamadınız mı?Her eylemde aynı kişiler,acaba bu kadar dayak yemek için kaç para alıyorlardır?Burayı okuyan TAYAD’lılar varsa onlara bir çift sözüm var.Gelin yine bekleriz.Sizi döve döve karşılayıp,söve söve göndereceğiz.YAŞASIN TÜRKLER-NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE.

  3. gokturk
    June 30th, 2006

    ben eskışehırlıyım..tum trabzonlu abılerımız ve kardeslerımız bız hepımız bırız beraberız ve bu vatan bu ulke bu bayrak ıçın her zaman bırlıkte savasırız . sıze laf edenler safını bellı etmıstır kı onlar bugune bugun sozde bu ulkenın sozlu ve yazılı basınıdır, o basın mensupları artık gıdıp yenı bır med tv veya roj tv kurmaları gerekmektedırler ki hem yuzumuze bakıp bu ulke ıcın dusunup bu ulke ıcın yazdıklarını soyleyıpte bu ulkenın vatansever evlatlarına bu ulkenın televızyonlarından ve gazetelerınden laf soylemesınler

  4. paradise
    August 2nd, 2006

    Bir F Tipi çalışanı olarak yeminle söylüyorum yukarıda yazılan şeylerin tümü yalan.F Tiplerinde her hizmeti memur görmektedir.Yakınması gereken biri varsa o da memurdur.Ben suç işledim cezama razıyım diyen biri için F Tipi Cezaevleri son derece sağlıklı ,rahat ve güvenlidir.Ancak örgütsel faaliyetleri baltalanan bazı mihraklar bu şekilde yakınmaktadırlar.Türk halkına arz ederim…

Yorum Bırak

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture.
Anti-spam image

ISTILA - KITAP
KURTLESEN TURKLER - KITAP
KURTLESEN TURKLER - KITAP