II. TÜRKİYE ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
MED-TV ve MEDYA-TV’nin asıl etkisi şüphesiz Türkiye üzerinde olmuştur ve daha önce de belirtildiği gibi bu yayınlar PKK’nın bugüne kadar Türkiye’de yürütebildiği politikalardan en başarılısı, Türkiye açısından ise en çok zarar verenidir. Bu yayınlar dağdaki teröriste ek olarak evlerde güvenlik güçlerinin belirleyemeyeceği kin ve nefretle dolmuş potansiyel teröristler oluşturmuştur. Silahlı çatışmalara katılmayan bu kişiler arasında bir çok kişi televizyon aracılığıyla verilen emirler doğrultusunda Türkiye’ye zarar verdiler. Örneğin örgüt lideri Abdullah Öcalan ‘intihar eylemleri yapın’ ya da ‘turistik bölgelerdeki ormanları yakın’ talimatlarını hep MED-TV aracılığıyla vermiştir. Öcalan, MED-TV’de ‘silahınız yoksa bir kibritiniz de mi yok?’ diyerek gençleri ormanları kundaklamaya teşvik etmiştir. Nitekim Öcalan’ın yakalanmasından sonra Türkiye’de eylem yapmak isteyen bir çok PKK’lının da ilk kez, MED-TV propagandalarının etkisiyle bu eylemlere kalkıştıkları anlaşıldı. Başbakanlık önünde ‘Yaşasın PKK, Dişe Diş, Kana Kan, Seninleyiz Öcalan’ pankartını açmaya çalışan Özdal Kaplan ‘MED-TV’den etkilendim. Amacım sadece pankart açıp uzaklaşmaktı’ şeklinde konuştu. Ankara’da bir araca molotof kokteyli atan üç sanıktan biri olan Kalader Beydilli de ifadesinde şunları söyledi:
“Ben bazen HADEP Altındağ ilçe binasına giderim. Orada sürekli takip edilen MED-TV’yi izlediğimde Öcalan’ın yakalanmasını protesto için yakma, yıkma, eylem, bombalama yapılması talimatları verilmekteydi. Ben de MED-TV’nin bu yayınlarından etkilendim.”
Kısacası MED-TV Türkiye’ye dönük yayınları sayesinde bir tür beyin yıkama programı yürütürken, aslında PKK’nın silahlı eylemlerinden çok daha tehlikeli sonuçlar doğurabilecek bir uğraş içerisindeydi.
MEDYA-TV ve örgütün siyasallaşma kararı ile birlikte yayınlarda ciddi bir strateji değişikliği gözlenmiştir. Dağdaki çatışmalar yok denecek bir düzeye inerken MEDYA TV Güneydoğu’da daha kolay izlenebilmeye başlanmıştır. Farklı bir dil ve farklı bir anlayış ile hazırlanan programların en önemli amacı şüphesiz Türkiye’nin iki farklı ülkeden oluştuğu imajını zihinlerde uyandırabilmektir. Öyle ki bu bölme uğraşı spor haberlerinde bile kendisini göstermiştir. MEDYA-TV haberlerinde Türkiye liglerinde yer alan takımların bir kısmı ‘Kürdistan ligi’ni oluştururlar. Sonuçta her gün farklı bir yöne kanalize edilen ve içinde bulundukları devlet aleyhine beslenen milyonlarca kişinin dağdaki silahlı çatışmalardan çok daha büyük bir tehdit oluşturduğu açıktır. Bu nedenle denebilir ki tehlike son yıllarda artarak devam etmiş, dışarıda önce MED-TV’yi, sonra da MEDYA TV kapattırmaya çalışan Türkiye kendi topraklarında üzerine düşeni yeterince yapmamanın / yapamamanın faturasını ağır ödemiştir, ağır ödemektedir. MEDYA TV bugün öylesine geniş bir izleyici kitlesine sahip ki ileride çatışmaların yeniden yoğunluk kazanması durumunda neler olabileceğini kestirmek dahi zordur.
III. İŞLEVSEL ETKİLERİ (Genel Olarak)
1. Ulus - Yapma Projesi
MED-TV’nin belki de en önemli işlevi ayrı bir Kürt milletinin, ardından da ayrı bir devletin yaratılmasıdır. “Her şeyin Kürtünü üretme” peşinde olan PKK, kanal aracılığıyla kendi taraftarlarına ve dünyaya Kürt folklorunun, müziğinin, gelenek ve göreneklerinin diğer hiç bir ulus ile uyuşmayacak derecede farklı olduğunu kanıtlamaya çalışmıştır. Bir anlamda yeni kurulan Üçüncü Dünya ülkelerinde yaşanan ulus-yaratma (nation-building) süreci Avrupa’da gerçekleştirilerek, olgunlaşmasını takiben Türkiye’ye ihraç edilmek istenmiştir. Bu konuda özellikle çocuk ve gençlerin ne kadar çok etkilendikleri rahatça görülebilir. Öcalan’ın yakalanmasından sonra daha iyi anlaşılan bu gerçek Alev Sönmez adlı genç bir PKK sempatizanının kelimelerinde şu şekilde somutlaşmıştır:
“İlk defa MED-TV’yi izlediğim an tarihi bir andı. İnanılmazdı. İlk defa bir ulus bir aradaydı –haberleri kendi dilinizle izliyordunuz; Kürtçe müzik dinleyebiliyordunuz ve o güzel ülkenizi kendi gözlerinizle görebiliyordunuz.”
Hayatında hiç Türkiye’yi görmemiş bir insan olarak Sönmez’in sanal ortamda yaratılan gerçeklikler aracılığıyla, olmayan bir ülke ve olmayan bir ulusa inandırılması PKK için büyük bir adımdır, Türkiye’nin geleceği için ise önemli bir tehdit sayılmalıdır. Kuzey Londra Kürt topluluğundan bir diğer genç ise MED-TV’nin rolünü şöyle tanımlamıştır:
“Sınırları olmayan bir ülkenin dışa açılan tek penceresi gibi. Onu izledikçe bir ülkemiz varmış gibi geliyor. Bizim için çok şeyler ifade ediyor.”
Aynı şekilde, MED-TV’nin kimliksel değişiklikteki rolü ile ilgili olarak Evin Sidar da şunları söylemektedir:
“Ben her zaman Avrupalı insanları ve Türkler’i çok modern insanlar olarak görürdüm, buna karşın Kürtler’i ve kendimi köylü, cahil insanlar gibi algılardım. Bence bu Türk eğitim sisteminin doğal bir sonucuydu. Öyle ki insanlar Kürt olarak adlandırılmaktan dolayı utanıyorlar. Bu nedenle kendilerini dini terimler ile ifade etmeyi tercih ediyorlar. MED-TV işte tüm bu anlayışı yerle bir etti. Ben ve arkadaşlarım artık kendimizi modern ve normal insanlar olarak görüyoruz.”
Özetle MED-TV ayrı bir ulus yaratmak için en uygun aracı sağlamıştır. Kanalın “eğitim”, “kültür” ve “haber programı” adı altında yaptığı yayınlar, izleyenlere sanal dünyada ayrı bir ülke ve millet yaratmayı amaçlamış, bunda kısmî başarı da sağlanmıştır.
2. Örgüt İçi Haberleşme
MED-TV’nin bir diğer işlevi de örgüt içi haberleşmeyi sağlaması olmuştur. Kanalın belki de en önemli işlevlerinden biri de budur. Yayında olduğu dönemde Öcalan veya yetkili bir başka kişi hemen her akşam örgüt üyelerine mesajlarını bu kanaldan, doğrudan vermiştir. Sözde Sürgünde Kürt Parlamentosu’nun ilk toplantısında olduğu gibi örgüt içi birlik ve bütünlüğü arttırıcı faaliyetlerin televizyon kanalıyla verilmesi sayesinde her akşam adeta büyük bir miting yapılmaktadır. Bu çerçevede örgüt büyüdükçe bölünme ve ideolojik deformasyon süreci hızlandığından televizyonun harekete geçirici ve bütünleştirici etkisinden sonuna kadar yararlanılmıştır. Bir çok akşam MED-TV’de boy gösteren Öcalan ve diğer örgüt yöneticileri teröristler üzerinde doğrudan ve düzenli aralıklarla etki kurma fırsatını yakalamışlardır. Bu durum Öcalan’ın yakalanmasından sonra yapılan kitlesel protestolarda kendisini açıkça ortaya koymuştur. MED-TV’den yapılan çağrılar ile bir çok kişi Avrupa’da ve Türkiye’de yasadışı gösterilere katılmışlardır.
Örgüt içi haberleşmenin yanı sıra PKK, MED-TV’yi başka gruplara mesaj vermek için de kullanmıştır. Türkiye’ye, Batı’ya ya da Kuzey Irak’taki diğer gruplara aracısız mesajları iletmede MED-TV mükemmel bir araç olmuştur.
3. Kara Para Aklama
MED-TV’nin bir işlevi de kara para aklama şeklinde gerçekleşmiştir. Polis raporlarına kadar geçmiş iddialara göre televizyonculuk PKK için çok iyi bir kara para aklama yöntemi olmuştur. Karanlık işlerden toplanan yüklü meblağların Avrupa gibi yasal düzenlemelerin görece sıkı olduğu bir yerde kullanıma geçirilebilmesi normal şartlar altında oldukça güçtür. İşte bu noktada MED-TV devreye girmiştir. Televizyonculuk gibi yüklü paralar isteyen bir sektörde bu tür rakamları aklamak sorun olmamıştır. Nitekim 1996 yılındaki Belçika ve İngiltere’deki baskınların en önemli sebebi MED-TV’nin PKK’ya ait kara parayı akladığı yönündeki iddialardır. Tüm Avrupa’da toplanan yardımlar ve yasadışı yollardan gelen paralar PKK üst düzey yönetiminin kontrolünde MED-TV’ye akıyordu. Örgüt üst düzey yöneticilerinden Kani Yılmaz’ın MED-TV spikerlerinden bir bayanla yaşadığı iddia edilen aşk skandalı söz konusu paraların büyüklüğünü ortaya koymuştur. Buna göre Kani Yılmaz MED-TV için toplanan 100 milyon doları MED-TV spikerlerinden sevgilisi ve diğer özel işleri için harcamış, sonra da paranın kendisine ulaşmadığını iddia etmiştir. Skandal iddiaları örgütü karıştırırken rakamların büyüklüğü de gözlerden kaçmamıştır.
3. Fon Oluşturma
Bir diğer işlev olarak da televizyonun fon toplama aracı olarak kullanılması gösterilebilir. MED-TV sayesinde önemli kampanyalar ve fonlar oluşturulmuştur. Ayrıca kanal sayesinde örgütün ve yapılan faaliyetlerin reklamları her akşam milyonlarca dolara eş bir sürede, geniş bir coğrafyada ücret ödemeksizin yapılmıştır. Bu da doğal olarak terör örgütünün finansal kaynaklarını genişletmesini kolaylaştırmıştır.
4. Eğitim
MED-TV yayında olduğu dönemde sadece bir televizyon kanalı olarak kullanılmamıştır. En önemli işlevlerinden biri de bir eğitim kanalı olarak kullanılması olmuştur. Hatta eğitim programlarının yapımcısı Dr. Musa Kaval’a göre MED-TV bir üniversite idi. Zaten her gün akşam saat 17:00’de başlayan programın adı da “Zaningeha Med’”yani “Med Üniversitesi” idi. Her akşam yayınlanan bu programda “Kürt Tarihi - Antik ve Modern Çağ”, “Kürt Güzel Sanatları”, “Uluslararası Sanat Tarihi”, “Kürt Kültür ve Folkloru”, “Tiyatro ve Drama Çalışmaları”, “Müzikoloji”, “Ekonomi”, “Felsefe”, “Enformasyon Teknolojisi” gibi başlıklar altında dersler verilmiştir. Bu derslerin içinde en önemlisi ise Kürtçe’nin çeşitli boyutlarının aktarıldığı derslerdir. Sırf bu program için Avrupa’nın çeşitli şehirlerinden 25 öğretmen MED-TV stüdyolarına getirilerek program yaptırılmıştır. Türkiye’den gelmiş kişilerin yanında bu derslerde Avrupa üniversitelerinde bir dönem çalışmış Türk, Kürt ve yabancı eğitmenleri görmek de mümkündür. Profesyonel eğitmenlerin yanında PKK içerisinde belli bir alanda uzmanlaşmış kişiler de “öğretmen” sıfatıyla program yapmışlardır. Öğretmenlerin ciddi bir kısmı gönüllü çalışan kişilerden oluşmaktaydı. Programın yapımcısı Kaval’a göre izleyici profili daha çok öğretmen ve öğrencilerden oluşuyordu. Program yapımcıları MED-TV’deki çalışmalarını sonraki kanallarda da değişik isimler altında sürdürdüler ve genel amaçları bu tür yapımları kurumsallaştırarak ileride kurulması hayal edilen oluşumlara zemin hazırlayabilmekti. Bir diğer amaç ise başta Kürtçe eğitimi programları olmak üzere tüm programları internete aktarmaktır. Son olarak MED-TV’nin ‘eğitim-öğretim’ programlarının ve genel olarak diğer yaygın eğitim programlarının danışmanlığını Joe Cooper’ın yaptığını not etmekte yarar vardır.
6. Dilde Standartlaşma
Bilindiği üzere, tek faktör olmamakla birlikte, Kürtler’i ayıran en önemli faktörlerden biri de dilde birliğinin olmamasıdır. Tarih boyunca farklı coğrafyalarda farklı dilleri kullanan Kürt kavimlerini Kürtçe genel başlığı altında toplanan dil kümeleri birleştirememiştir. MED-TV’nin temel amaçlarından biri de tüm Kürtler’in ortak kullandığı bir dil oluşturabilmek ve bunu Türkiye, Irak, İran ve diğer coğrafyalarda Kürtler’in ortak dili haline getirebilmektir. Bu nedenle Durroei’ye göre MED-TV’nin en çok üzerinde durduğu konuların başında Kürtçe’de standartlaştırma geliyordu. Durroei bu çerçevede MED-TV’nin en önemli etkisinin Kürtçe’nin standartlaştırılması ve ortak bir dil haline gelmesine yaptığı katkıda olduğunu belirterek MED-TV’nin dil ve eğitim alanındaki faaliyetlerini ‘devrimsel bir gelişme’ olarak nitelendiriyor. Bir eğitim ve iletişim dili oluşturmaya çalışan MED-TV bunda ciddi bir yol da kat etmiştir. İsrail’in binlerce yıl sonra konuşulmayan bir dili canlandırdığı hatırlanacak olursa bu girişimden sonuç alınabileceği daha kolay anlaşılabilir. Diğer bir deyişle gerekli yatırım ve çaba sonucunda olmayan bir dili üretmek, ya da çok eski bir dili canlandırmak mümkündür. Nitekim son dönemlerde yapılan değerlendirmelerde MED-TV’de konuşulan Kürtçe’nin yeni bir dil ya da ‘üst dil’ olarak takdim edildiği görülmektedir. PKK sempatizanı görüşleriyle bilinen Demir Küçükaydın’ın web sitesinde yaptığı değerlendirmeler bu konuda ilginç ipuçları sunuyor:
“İyi Kürtçe öğrenmiş bir Alman tanıdık, birkaç yıl önce Türkiye’ye gittiğinde..., Kürtlerle Kürtçe konuştuğunda, ona “sen Kürdi-Med-TV konuşuyorsun” diyorlarmış. Bu Kürdi-Med TV kavramı, yani Türkçe’siyle Med-TV Kürtçesi düşünülmesi gereken bir kavram. Hem de bilim adamlarının değil, sıradan Kürtlerin yarattığı bir sözcük ve kavram olması dolayısıyla, sadece bu bakımdan değil, varoluşuyla da üzerinde düşünülmeyü gerektiren bir kavram... Standartlaşma olabilmesi için, her şeyden önce, standart bir yazı ve yazı dili gerektirir. Bu dil uluslaşma sürecine göre çeşitli biçimler almıştır... Türkiye’de Osmanlı’nın başşehri İstanbul’un Türkçesi, standartlaşmanın temel dili olmuştur... Bu bakımdan Med Tv Kürtçesi kavramı, bir yüksek Almanca veya bir İstanbul Türkçesi gibi bir ulusun standart dilini tanımlamak bakımından aynı rolü görüyorsa da, ne bir bölgenin ne de bir şehrin adını taşımaktadır, ismini bir medya aracından, televizyondan almaktadır.’
Küçükaydın’ın tesbitlerinin şu aşamada “abartılı” olduğunu ve mevcuttan çok, olmasını arzuladığı sonucu anlattığı ortadadır. Ancak MED ve MEDYA TV’nin şu ana kadar Kürtçe’nin standartlaştırılması konusundaki en kapsamlı ve etkili girişim olduğu ve PKK taraftarlarınca ulus yaratma çabasının ilk ve en önemli adımı olarak görüldüğü unutulmamalıdır.
Bu noktada üzücü olan ise çok daha az bir çaba gerektirmesine karşın Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu’da eğitim alanında tatmin edici çalışmalar yapamamasıdır. Bir yandan PKK bir hayal peşinde olmayan bir dili adeta “yaratma” çabasına girerken bu manzara düşündürücüdür. Bu durum Avrupa’daki Kürt kökenli Türk vatandaşları için daha tehlikeli bir boyuttadır. Bu kişilerin Türkiye’den uzak oldukları ve tek kanaldan beslendikleri ve yeni gelen nesillerin Türkiye’yi görmeden Türkiye düşmanlığı ile beslendiği düşünülecek olursa, tehlikenin boyutları daha kolay anlaşılabilir.
7. Adam Saklama
MED-TV bir medya kuruluşu görünümü altında bir çok ayrıcalıktan da yararlanma imkanına kavuşmuştur. Bu haliyle televizyona ait binalar özellikle PKK üst düzey yöneticileri için iyi bir sığınak olmuştur. Örgüt lideri Abdullah Öcalan’ın İtalya günlerinde bir çok örgüt yöneticisi İtalya’da MED-TV çalışanı görünümünde bulunurken, Sakine Polat, Ali Haydar Kaytan gibi isimlerin de aralarında yer aldığı grup Belçika’daki stüdyolarda ikamet etmiştir.
8. Propaganda ve Karşı Propaganda
Şüphesiz bir televizyon kanalı en çok reklam ve propaganda amaçlı olarak kullanılabilir ve örgütün kanalı kurarken en önemli amacı da bu idi. Nitekim Le Monde Diplomatique’den Michael Verrier de kanalın bu özelliğine dikkatleri çekerek MED’nin PKK’nın etkin bir şekilde karşı-propaganda yapabilecek güce ulaştığını kanıtladığını belirtiyordu. Kanal bu işlevini gerçekten son derece etkin bir şekilde gördü ve sadece Türkiye’deki izleyicileri ve Türkiye kökenli Avrupa’daki izleyicileri üzerinde değil, diğer Kürt gruplar ve Batı kamuoyunda da örgütün sesi haline geldi. Örgütün görüşleri sıkça ekranda tekrarlanmakla kalınmadı ve bunlar bağımsız bir televizyon kanalı görünümü altında İngilizce ve diğer Batı dillerine çevrilerek düzenli olarak kamuoyunun dikkatine ve ilgili kurumlara sunuldu. Öyle ki MED-TV basın açıklamalarını ve örgütün duyurmak istediği ‘önemli’ konuları düzenli olarak bir dergi formatında yabancı dillerde yayınlıyordu. Bu çerçevede internet de çok etkin bir araç olarak kullanıldı ve örgüt kendi web sitesinden çok MED-TV benzeri bağlı birimlerinin sayfalarından dünyayaya sesini duyurmaya çalıştı. Zaman içinde önce MED-TV’nin şimdi ise MEDYA TV’nin bu işlevini geliştirerek yerine getirdiği görülüyor.
Öyle ki MEDYA TV’nin hazırladığı paket programlar sadece bu kanalda değil, diğer bazı uluslararası kanallarda da yer bulabiliyor. Bunlar arasında Türkiye karşıtlıklarıyla tanınan Ermeni ve Rum yayın kuruluşları başı çekiyor şüphesiz. Fakat bunlara ek olarak uluslararası arenada tarafsız olarak bilinen yayın kuruluşları da zaman zaman bu programlardan etkilenebiliyor. Örneğin Amerikan hükümeti tarafından finanse edilen ve Kürtçe yayınlara da yer veren Scola TV, MEDYA TV tarafından hazırlanmış olan paket programları kullandı. Makale: Sedat LAÇİNER
|