KTV
Hüseyin Tahiri’ye göre, yayında olduğu dönemde MED-TV ve sonrasında yerini alan MEDYA-TV Kuzey Iraklı Kürdistan Demokrat Parti’nin (KDP) İngiltere’deki varlığına büyük bir zarar vermiş, hatta Kuzey Irak’taki konumunu sarsmıştır. MED-TV’nin bu başarısı, biraz önce de belirtildiği üzere doğal olarak diğer grupları da harekete geçirmiştir. Böylece 1999’un son günlerinde KDP, Salahaddin merkezli olarak, eski bir otelden çevrilme bir binada uydudan 70 ülkeye yayın yapabilecek bir kanal kurmuştur: KTV. İngiltere saatiyle 17:00 ile 19:00 arasında yayın yapan KTV Eutelsat (W2), 16 derece doğu, 11, 163 GHZ, Horizantal üzerinden yayınlarına başlamıştır. KTV’nin Başkanı Sami Abdurrahman, daha ilk günlerden itibaren KTV olarak amaçlarından bir tanesinin de Kürt toplumunun Öcalan hakkındaki gerçek ve objektif görüşlerini tüm dünyaya aktarmak olduğunu söylüyordu. Bu sözler iki grup arasındaki çekişmeyi açıkça ortaya koymaktadır. Ayrıca Barzani MED-TV’den duyduğu rahatsızlığı her fırsatta dile getiriyordu. The Washington Post’un iddialarına göre KTV, Türk teknisyenlerin yardımı ve Türkiye’nin lojistik desteği ile kurulmuştu. Türk makamları bu iddiayı açık bir dille doğrulamadıysa da Dışişleri Bakanlığı kanalın yayına geçmesinden duyduğu memnuniyeti açıkça dile getirdi. PKK, KTV’yi Türkiye tarafından PKK’ya karşı kurulmuş bir televizyon olarak nitelerken, taraftarlarından bu kanal aleyhinde çalışmalarını da istemiştir. MED-TV’nin eski direktörü Hikmet Tabak, ‘Bu istasyonun Kürtler’i bölmesinden ve Türkiye’nin bu iş için kullandığı bir araç olmasından korkuyorum’ demiştir. PKK’nın, KTV sonrasında sergilediği ‘panik’ havası MED-TV gibi yayınlarla mücadelede en etkin yol konusunda da bazı işaretler vermektedir. KTV’nin PKK karşısında ağırlığını koyamadığı, buna rağmen büyük bir endişeye yol açtığı düşünülecek olursa Türkiye’nin Kürtçe yayın konusunda ağırlığını koyması halinde tablonun nasıl değişeceği tahmin edilebilir. Belirtilmesi gereken bir diğer nokta da PKK’nın KTV’ye karşı hislerinin karşılıksız olmadığı, KTV’nin PKK’yı açıkça hedef aldığıdır. Genel Yayın Yönetmeni Karuhan Akce, MED-TV’nin ve sonrasında MEDYA TV’nin PKK’nın sesi olduğunun farkında olduklarını belirterek PKK’nın televizyon kanallarını açıkça suçlamıştır:
“Bizim halkımız PKK’dan zarar gördü, köylerimiz yakıldı yıkıldı. MED TV ciddi bir yayıncılık yapmıyor, sadece PKK’nın propaganda faaliyetini yürütüyor. Biz tüm Kürt halkının geleceği için tarafsız yayın yapıyoruz.”
KTV Kürtçe, Arapça ve Süryanice olarak yayınlarına devam etmektedir. Karuhan Akce 2000 yılı Kasım ayında yaptığı açıklamada KTV’nin Türkçe’de de yayına geçeceğini açıklamıştır. Kanal ilke olarak yabancı yapım yayınlamama kararını almış, yayınlar haberler, belgeseller, diziler, filmler, tartışma programları ve müzik programları spektrumunda devam etmiştir. Bu arada Barzani’nin bölgesinde çanak antenlerin yönünün MEDYA TV’ye çevrilmesinin yasaklandığı da iddialar arasındadır.
KurdSat
MED-TV’nin etkisi sadece KTV ile sınırlı kalmamış ve MED-TV yaptığı yayınlar ile bir anlamda Kürdistan Yurtseverler Birliği’ni (KYB) de kendi kanalını kurmaya zorlamıştır. Böylece KYB de 31 Aralık 1999’da kendi uydu televizyonu olan KurdSat’ı Süleymaniye (Kuzey Irak) merkezli olarak kurmuştur. Mart ayında deneme yayınlarını sürdüren kanal, Haziran 2000’de düzenli yayına geçerken, kanalın sıkça yenilediği sloganı “Kürdistan halkının sesi” olmuştur. Bu televizyonun yayınlarında de geniş bir Kürdistan hayali açıkça görülebilir. MEDYA TV ile aynı kanalda yer alan KurdSat’ın yayınları 2000 yılı başı itibariyle günde üç saatti. Yayınlar İngiltere saatiyle 20:10’da başlayıp 23:10’da sona ermekteydi ve deneme yayınlarının sonunda yayınlar 19:00’da başlarken 24:00’de bitmeye başlamıştır ve yetkililer yayın süresini uzatma hedefini hâlâ saklı tutmaktadır. Kanal İngiltere’de Eutelsat Hotbird 5 üzerinden, W2 16 derece doğu yönünden, 11489.2 MHz/X frekansı üzerinden yayınlarına başlamıştır. Programlar haber, eğlence, kültür ve çocuk eğitimi olmak üzere dört ana başlık altında toplanmıştır. Kanal yetkilileri özellikle çocukların eğitimi ile dilde gelişme ve standartlaşmaya özel bir önem vermenin asıl hedefleri olduğunu belirtmişlerdir. Kanalın başında KYB’nin etkili isimleri arasında sayılan Adil Murad, Arsalan Baeez ve Hero Xan yer almıştır. Bilindiği üzere Hero Xan KYB lideri Celal Talabani’nin eşidir. KYB bu vesile ile yaptığı basın açıklamalarında Türkiye’yi ve Türkiye desteği ile kurulduğunu iddia ettiği KDP’nin Kurdistan TV’sini (KTV) de açıkça suçlamıştır. KYB’ye göre KTV yayınlarının önemli bir kısmını PKK’yı kötülemekle geçmektedir. Bu iddialara karşın bu üç kanalın da (MED-TV, KTV ve KurdSat) rakip olduğu ve birbirlerine karşı üstünlük sağlamak istedikleri söylenebilir. Örneğin 30 Eylül 2000 tarihinde KurdSat’ın, PKK’ya yapılan baskınları yayınlaması bunun açık bir delilidir. Bu yayında PKK’nın tahta ve teller ile tüfekler yaptığı ve bunlarla çocukları silahlı çatışmalara hazırladığı ortaya çıkmış, bu da KurdSat tarafından ağır bir dille eleştirilmiştir.
Bu arada belirtilmesi gereken bir diğer nokta da KurdSat’ın İran’ın teknik ve malî desteğiyle kurulduğu yönündeki iddialardır. Bu iddialarda doğruluk payı yüksektir. Ayrıca bazı Batılı ülkelerden de destek alındığı düşünülmektedir. Fakat kanalın son dönemlerde ciddi malî sıkıntıları bulunmakta ve bu sıkıntıları aşmak için düzenli olarak bağış çağrısında bulunulmaktadır. Kanalın ABD ve İngiltere’de birer şubesi bulunmaktadır. Ana hesapları ise İngiltere’de Barclays Bankası’ndadır.
Kurd-Sat’la birlikte Avrupa’dan ve bölgeden çanak anten vasıtasıyla alınabilen Kürtçe kanal sayısı dörde yükseldi. Buna Amerika’nın Sesi’nin Kürtçe yaptığı yayınlar ile yerel yayınları da eklersek Kürtçe’nin televizyon ve radyoculukta yaygın olarak kullanılmaya başlandığını ve bu gelişmenin daha çok Türkiye’nin kontrolünün dışında geliştiği rahatça söylenebilir. Makale: Sedat LAÇİNER
|